Bir asır sonra ne değişti: Sağırdere’den TikTok’a insan manzaraları

Kaç zamandır, en başından Kemal Tahir okuma isteğim depreşip duruyordu. Devlet Ana’yı bir solukta bitirmiş, Kurt Kanunu’nu sindirmem ise zaman almıştı. Kemal Tahir’i memlekete yeniden aşılayan İsmail Coşkun Hoca bir sohbette, “Olmaz öyle, Kemal Tahir sırasıyla okunmalı” deyince, ben de yeniden başlamaya odaklandım. İtiraf edeyim, üzerinden iki yıldan fazla geçti. Kitaplar rafta bekledi, niyet içimde kabarıp dursa da sayfaları aralayamadım. Sonunda o eşiği kırdım ama. Köyden, Sağırdere’den başladım. Ne iyi etmişim.
Cumhuriyet’in yeni kurulduğu yıllar… Çankırı’nın Yamören Köyü. Ankara yakın ama devlet hayli uzak. Yoksulluk diz boyu. Taşra insanı kendi halinde, kaderine razı. Fakat asıl tuhaf olanı şu: O yılların köyünde dönen olaylar, “şimdiyi” hiç aratmıyor.
Okudukça netleştirdim: Sağırdere’de belirgin üç tip insan var… Hayatın kendisini nereye sürüklediğini bilmeyen Mustafa, gücünü göstermek için sürekli kasılan Pelvan Vahit ve herkesin sözünü büyütüp birbirine çarpan, fitne kazanının kepçesi Topal İsmail… Üçü kendilerini çok fazla önemsiyor, kararlarını asla sorgulatmıyor ve köyün geleneklerine, genel ahlak kurallarına aykırı davranışları büyük bir cesaretle sergiliyor.
Bugün cep telefonu ekranını açınca gördüğümüz manzara Yamören’de yaşananlardan farklı değil. TikTok’un akışına düşen her kavga, her densizlik, her mahremiyet ihlali… Hepsi Sağırdere’den bugüne sızmış âdeta.
TikTok’ta milyonlarca Mustafa var. Kötü değiller, kötü niyetleri yok. Ama kendi iradeleri de yok. Önlerine ne düşerse onu izliyorlar. Ne rağbet görürse ona özeniyorlar. Ne alkış alırsa onu doğru sanıyorlar. Bir videonun altındaki beş bin yorum, Mustafaların karar verme yetisinden daha baskın. Mustafa’nın Yamören’de yaşadığı o savrulma, şimdinin ekran akışında yaşanıyor. Zihinleri yönlendiren de artık köyün yaşlıları değil, algoritmanın görünmez eli. O el, bir genci bir gecede bambaşka birine dönüştürebiliyor. Mustafa’nın masumluğunun bugünkü adı ise “pasif izleyici.”
Romanı okuyanlar Pelvan Vahit’i hatırlayacaktır. Köy meydanında “delikanlılık” gösterisini hiç eksik etmez. Dürdane’nin gözüne görünmek için güç gösterisi yapar. Pelvan’ın köyde yaptığı gösterinin aynısı şimdi ekranlarda yapılıyor. Bağırıp çağırmalar, hakaretler, çığlıklar, birbirine meydan okumalar, racon kesmeler, takipçi uğruna değerlerden vazgeçmeler… O günün Pelvan’ı kas gücüyle var oluyordu, bugünün Pelvan’ı izlenme gücüyle. İkisi de aynı şeyi istiyor: Beni görün, beni duyun, beni alkışlayın.
Geldik işin en mühim karakterine: Topal İsmail. Köyü karıştırmak istese bir gecede karıştırır. Bir söz taşır, iki laf ekler, üç kişiyi birbirine düşürür. Onun dokunduğu her mesele, ertesi sabaha soruna dönüşür. Topal’ın yaptığı şey tam olarak şuydu: İlgiyi yönetmek. Köylünün ne konuşacağına karar vermek. Gündemi belirlemek. Bugün TikTok’ta gördüğümüz başka ne ola ki? Algoritma dediğimiz şey, Topal’ın kendisi. Hangi videonun öne çıkacağına o karar veriyor. Hangi densizliğin viral olacağını o belirliyor.
***
O yıllarda Yamören üç yüz kişiydi, bugün ülke 85 milyon. TikTok kullanıcısı sayısı ise 40 milyonu aşmış durumda. Sağırdere’nin insanı çoktan tarihe karıştı ama o derenin sesi hiç susmadı. Bugün adını TikTok koyduk, ekranlara sığdırdık, akışını algoritmaya teslim ettik. Hâlâ aynı su akıyor. Bir asır önce köyün ortasında büyüyen meseleler, şimdi avucumuzdaki ekranda büyüyor. O gün üç-beş kişinin dilinde dolaşan bir söz, bugün milyonların gözünün önünde dönüyor.
Çağlar değişti elbette ama insan aslında hiç değişmemiş. Sadece su yolunu bulmuş.
Kitabı bitirirken içinden çıkamadığım soru şuydu: Kemal Tahir’in içinden çıktığımız toplumu anlattığı Sağırdere bir asır öncesinin TikTok’u muydu yoksa bizler TikTok’u Yamören’e mi çevirdik?
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.