Gazze sonrası tartışma: Osmanlı neden insanlığın geleceği sayılıyor

Yusuf Kaplan
09:00, 02/02/2026, PazartesiG: Güncelleme: 14:00, 02/02/2026, Pazartesi
CategoryCins
Cins Dergi
Gazze sonrası tartışma: Osmanlı neden insanlığın geleceği sayılıyor
Osmanlı ruhu

Osmanlı medeniyet tecrübesi, gerçek anlamda ilk ve son evrensel ve küresel medeniyet tecrübesidir. Batı uygarlığının evrenselliği hem fiilî hem de zihnî işgale dayanan yatay düzlemde işleyen yayılmacı ve işgalci, yapay olarak üretilen, icat edilen içi boş bir retorikten ibaret bir evrenselliktir. Dayandığı ilkeler ya da geliştirdiği değerler bakımından insanlık tarihinde ortaya konan insanlığın medeniyet birikimini aşan bir evrensellik değil, aksine, insanlığın medeniyet birikimini aşağılayan ve bu aşağılayıcı söylemi zihinlere kazıyarak imal ve icat edilen e zihinlerde tahakküm kuran sahte, ayartıcı bir evrenselliktir bu.

Bütün insanlığı insan olmaklığı bakımından değerli gören ve ontolojik konumunu asla yok etmeyen, “ben ve öteki” ya da “Batı ve diğerleri” gibi aşağılayıcı epistemik emperyalist bir ikili karşıtlık mantığı üretmeden herkese kendi olarak ve kendi kalarak hayat hakkı tanıyan ve kendince yaşama alanı sunan ilk ve son evrensel/küresel medeniyet tecrübesidir.

Osmanlı medeniyet tecrübesi, gerçek anlamda ilk ve son evrensel ve küresel medeniyet tecrübesidir.

Dünyanın geleceği, dünyanın yaşanabilir ve insanca bir dünyaya kavuşabilmesi; Osmanlı hakkında üretilen epistemik emperyalizmi kırarak veya aşarak Osmanlı ruhunu taptaze bir ruhla ve ihşnke keşfedebilmesine bağlıdır.

Osmanlı ruhu, nedir, ne değildir, sorusunun izini sürmeden önce, Osmanlı ruhunu karartan epistemik emperyalizm biçimi üzerine “dokunaklı” bir çift kelâm etmek isterim.

Gazze, epistemik emperyalizm maskesini düşürdü

Gazze, milat oldu her bakımdan: Bir Gazze’den öncesi, bir de Gazze’den sonrası var artık. Gazze’den öncesi ve Gazze’den sonrası diye yazılacak insanlık tarihi.

Her şeyden önce Gazze, Batı hâkimiyetinin şifrelerini deşifre etmesi bakımından milat oldu. Batı uygarlığının dayandığı felsefî temellerin ideolojik söylemlerden ve retorikten öteye geçmediği anlaşıldı. “Evrensel Batılı Değerler” söyleminin, insan hakları, hukukun üstünlüğü, özgürlükler ve demokrasi olarak bütün dünyaya dayatılan ve dayatıla dayatıla benimsetilen ürpertici bir emperyalizm biçimi olduğu gün ışığına çıktı: Epistemik emperyalizm.

Batı emperyalizminin en geniş, en kalıcı, en örtük ama en ürpertici hegemonya biçiminin zihinlerde kurduğu epistemik hegemonya ve emperyalizm biçimi olduğunu gösterdi Gazze ve işte bu epistemik emperyalizmin bütün maskelerini düşürdü.

Epistemik emperyalizmin en yıkıcı sonuçlarından biri, sahte ve çarpık Osmanlı algısıydı. Osmanlı hem her bakımdan tarih dışına itiliyordu hem de diğer Batılı emperyalizmler gibi bir emperyalizm olarak lanse ediliyordu. Daha da vahimi, Osmanlı’nın çocukları arasında tarih bilinci linç edilerek yok edildiği için inanılmaz bir Osmanlı nefreti üretildi ve Osmanlı alabildiğine aşağılandı kendi çocukları tarafından üstelik de!

Gazze, milat oldu her bakımdan: Bir Gazze’den öncesi, bir de Gazze’den sonrası var artık.

İnanılır gibi değil ama gerçekten oldu bu. Osmanlı üzerinden üretilen bu ürpertici epistemik emperyalizm biçimi hâlâ hükmünü icra ediyor: Osmanlı, sözüm ona Osmanlı’nın çocukları arasında her fırsatta ve en aşağılık ifadelerle aşağılanıyor!

Bütün bunlar tam da hem bizim hem de dünyanın Osmanlı ruhuna şiddetle ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde daha da katmerlenerek tekrarlanıyor!

Düşünsenize… İnsanlık tam da adalet, hakkaniyet ve merhamet kurucu değerleri ve sütunları üzerinden yükselen Osmanlı ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyarken bizde, bu ülkede, bu ülkenin ve bu coğrafyanın çocukları Osmanlı ile korkutuluyor, “Osmanlı emperyalizmi”nin hortlatılmaya çalışıldığı söylemi dolaşıma sokuluyor her yerde.

Osmanlı’ya emperyalist diyen emperyalist uşağıdır. Osmanlı tam da bütün emperyalizmlere inat, emperyalizmin can damarı kapitalizme (ölümü pahasına, ruhen olmasa bile fiilen / fziken yok olmayı göze alarak) direnmiş muazzez bir medeniyet tecrübesidir.

Osmanlı’yla korkutma hikâyesi, bir de Türkiye içindeki sığ Kemalist entelijansiya tarafından piyasaya sürülüyor: Osmanlı’dan söz etmek, Türkiye’nin parçalanmasından söz etmek olarak algılanıyor çarpık bir şekilde. Oysa Osmanlı parçalayıcı değil bütünleştirici bir medeniyet mefkûresinin ve tecrübesinin adıdır. Osmanlı anlaşılamamış ve aşılamamıştır. Anlaşılamadığı için aşılamadığı da anlaşılamamıştır.

Bu yazıda Osmanlı’nın nasıl çarpık bir şekilde anlaşıldığını, algılandığını, algılatıldığını, zihnimizi, ufkumuzu ve de önümüzü açacak ilk ve son gerçek anlamda evrensel / küresel bir medeniyet fikri ve tecrübesi olarak nasıl anlaşılması gerektiğini tartışmak istiyorum.

Osmanlı'yı işgalci olarak gören zihin işgal edilmiş bir zihindir!

İzmir’in İngilizlerin güdümündeki Yunanların işgalinden kurtuluş yıldönümünde yapılan açıklama ürperticidir. İzmir, Osmanlı’dan mı kurtarıldı! Kim işgalci bu ülkede? Kim kime ne diye küfrediyor? Bu ülkede birilerinin Osmanlı nefreti mide bulandırıcıdır. Ruhsuzluktur.

Oysa Osmanlı’yı aşağılayan ama Osmanlı’yla zırnık kadar alakası olmayanlara inat, bütün yabancı büyük tarihçiler Osmanlı’yı adalet ve hakkaniyet timsali olarak görürler. Bu ülkede Osmanlı, zalim ve emperyalist olarak görülebiliyor hâlâ! Celladına âşık tasmalı çekirge değil de nedir bu tür tipler, siz söyleyin lütfen...

Oysa tarihin kırılma ânındayız: Tarihin kırılma ânları, yeniden kurulma zamanlarıdır aynı zamanda.

Osmanlı tam da bütün emperyalizmlere inat, emperyalizmin can damarı kapitalizme direnmiş muazzez bir medeniyet tecrübesidir.

Dünya, yeni oluşumlara, özellikle de Osmanlı modeline ve ruhuna gebe... Fazla değil, önümüzdeki yarım asır içinde, bambaşka bir dünya ile karşı karşıya kalacağız. Eğer büyük hatalar yapmazsak ve geleceğe iyi hazırlanırsak, tarihi, biz yapabiliriz yeniden.

Seküler ulusçuluklar, Osmanlı'yı çökertti!

Avrupa’da 19. yüzyılda gelişen ulus-devlet anlayışı, hızla ve biraz da içerdeki laikleşme/Batılılaşma akımının güçlenmesi ve dışardan desteklenmesiyle Osmanlı’yı paramparça etti. Dahası, Osmanlı’yı çökerten ulus devlet anlayışı, iki büyük paylaşım savaşından sonra Avrupa’yı da çökertti.

Edgar Morin, ulus-devlet’in dayandığı modern/seküler paradigmaların, “ulusçuluk ideolojisiyle bir din hâline getirildiğinden” söz eder. Irk eksenli ulusal siyasî, kültürel ve zihinsel oluşumları kutsayan ulusçuluk ideolojisi, Avrupa’da imparatorluklar çağının sonunu getirdi.

Osmanlı modeli ve Amerikan tecrübesi

Batı uygarlığını, çökmekten -bir asır daha- kurtaran Amerikan tecrübesi oldu. Amerikan tecrübesi, ulus-eksenli bir siyasî ve kültürel örgütlenme tecrübesi değil, aksine, imparatorluk tecrübesini andıran, farklı ırkları bünyesinde eriterek de olsa barındırabilen ulus-ötesi, ulus-üstü (supra-national) bir tecrübedir.

Modern tarihteki en yakın örneği ve modeli, Osmanlı “millet sistemi”dir. Amerikalıların Osmanlı’yla son 50 yıldan bu yana derinlemesine ilgilenmelerinin ve Amerikan üniversitelerinde art arda güçlü “Osmanlı kürsüleri” kurmalarının nedeni burada gizlidir. Ancak Amerikan tecrübesi, bütün dünyayı sekülerleştirme ve kapitalistleştirme projesinden başka bir şey öneremediği; seküler-kapitalizm de, bütün diğer kültürleri ve dinleri birlikte yaşatabilecek çok boyutluluğa ve derinliğe değil, fizik gerçekliğin ve bu dünyanın kutsanmasına, sömürülmesine ve yağmalanmasına dayanan, tek boyutlu, sığlaştırıcı, düzleştirici, çıkarcı, tektipleştirici, çözücü, kendini dayatan, başkasına hayat hakkı tanımayan bir algılama ve varolma biçimine dayandığı için, bugün dünyanın yaşanılamaz bir yer hâline gelmesine yol açmıştır.

Oysa Osmanlı tecrübesi hem ırk ötesi hem de farklı dinlere ve kültürlere mensup toplumları birlikte ve kendileri olarak yaşatma iradesi geliştirebilmiş en kuşatıcı ve kucaklayıcı yegâne küresel medeniyet tecrübesidir; bu gerçek belli başlı yerli ve yabancı büyük tarihçilerce kabul edilmiştir.

Osmanlı, neden insanlığın geleceğidir?

Amerikalıların Osmanlı modelini ve ruhunu tam olarak kavrayabilmeleri ve uygulayabilmeleri mümkün değil. Osmanlı ruhu, Mekke’den ve Medine’den süt etmiş, önce Dârü’l-İslâm’ı hayata geçirmiş özgün bir ruhtur. İşte bu ruh, dünya tarihinde yalnızca Osmanlı’nın üç kıtada Dârü’s-Selâm (Barış Yurdu) ve ardından da Dârü’l-İnsan (İnsanlık Yurdu) kurmalarını mümkün kılmıştır.

Çinliler de, Hintliler de, Ruslar da, Avrupalılar da, Amerikalılar da, dünyada Dârü’s-Selâm (Barış Yurdu) ve Dârü’l-İnsan (İnsanlık Yurdu) kurmayı başaramadılar hiçbir zaman. Tarihte gelmiş geçmiş belli başlı bütün medeniyetlerin üzerine oturan; bütün dinlere, kültürlere, medeniyetlere hayat hakkı tanıyan; hepsinden beslenen, hepsini besleyen; hiçbirini yutmayan, hiçbiri tarafından yutulamayan tek küresel medeniyet tecrübesini ve dünya düzenini yalnızca Osmanlı medeniyeti armağan etmiştir insanlığa.

Tarihin kırılma ânları, yeniden kurulma zamanlarıdır aynı zamanda.

Batılılar, önce Avrupa, sonra Amerikan tecrübesiyle, bütün dünyaya hâkim oldular. Osmanlı’nın tam altı asır barış yurdu inşa ettiği üç kıtayı bir asırda cehenneme çevirdiler sadece! İşte bu nedenledir ki, Arnold Toynbee, “Osmanlı, insanlığın geleceğidir.” diyebilmiştir. Osmanlı kapitalizme direndiği için bilfiil/bedenen çöktü. Osmanlı kapitalizme direndiği için bilkuvve/ruhen yaşıyor... Bu ruhu yaşlı bir Yemenli aynen şöyle dillendirmişti bize: “İstanbul düştü, İslâm dünyası düştü. İslâm dünyasının toparlanabilmesi, İstanbul’un ayağa kalkabilmesine bağlı.”

Mazlum dünyanın çocuklarının, mazlumları yeniden toparlayacak aktörün Osmanlı ruhu ve modeli olduğu gerçeğine inanması boşuna değil.

Osmanlı ruhuyla donanırsak kimse duramaz karşımızda

Peki, biz ne yapıyoruz? Bizse, bu ülkede Osmanlı’nın izlerini silmek, kökünü kazımak, ruhunu yok etmek için Batılılara bile rahmet okutacak büyük bir cinayete imza atmakla meşgulüz bir asırdır! Olacak iş değil!

Gelecek; Osmanlı modelinindir. Irk eksenli, Batı-merkezci seküler projeler, Osmanlı’yı çökertmişti. Türkiye de, sekülerliği din katına yükseltmekle kendi varlığının altını oyduğunu ve geleceğini bizzat kendi elleriyle yok ettiğini artık görmek zorundadır.

Dünyanın küreselleştiği bir zaman diliminde, ırk-merkezli seküler projelerin, dünyayı yaşanılamaz bir yer hâline getirdiği artık fark edilmeli, dünyanın ancak farklı kültürlere, dinlere ve medeniyetlere hayat ve var olma hakkı tanıyabilen Osmanlı modeli gibi projelere ihtiyaç hissettiği artık görülmelidir. Amerikalıların gördüğü şeyi, bizim görmemekte inat ve ısrar etmemiz, zihnen körleştiğimizin ve köleleştiğimizin bir göstergesidir.

Eğer Türkiye, Osmanlı modelini var eden ruhu, bizzat kendisi bütün dünyaya sunabilecek kadar içselleştiremez ve geliştiremezse, Osmanlı’yı çökerten seküler projelerin, Türkiye’nin de çöküşünü hazırlaması ve hızlandırması önlenemeyecektir. Adaletin, hakkaniyetin ve çok kültürlülüğün hâkim olabileceği geleceğin dünyasını, yeniden icat edilecek, bütün medeniyetlere hayat hakkı tanıyabilecek Osmanlı modeli belirleyecek. Osmanlı durduruldu, dev uyutuldu; dev uyanırsa kimse duramaz karşısında.

Türkiye’nin içerden ve dışardan kuşatılmasının nedeni burada gizli işte. Uzun yolculuğa çıkmaya hüküm giyme zamanı şimdi... O yüzden büyük hatalar yapmamak ve kısa, orta, uzun vadeli köklü hazırlıklar yapmak zorundayız. Su akacak, yatağını bulacak... Vesselâm.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026