Cahiliye şiirine edebî şüphe: Taha Hüseyin’in yaklaşımı

Can Acer
21:00, 25/03/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 22:17, 25/03/2026, Çarşamba
CategoryCins
Cins Dergi
Cahiliye şiirine edebî şüphe: Taha Hüseyin’in yaklaşımı
SESSİZ GEMİ’NİN SEYRÜSEFERİ

Muammerûn’dan olduğu ve yaklaşık 600 yılı civarında öldüğü rivayet edilen Kuss b. Saide’nin, Cahiliye Arapları içinde öldükten sonra dirilmeye inanan ilk kişi olduğu; yalnız Allah’a iman ettiği; Arapları putlardan uzak durmaya, Allah’a ibadet etmeye çağırdığı ve onlara yakınlarda bir peygamberin geleceğini haber verdiği nakledilmektedir.

Taha Hüseyin, Cahiliye Şiiri Üzerine adlı kitabında, Cahiliye şiirinin siyasi, dini, sosyal vb. sebeplerle İslamiyet’ten sonra uydurulduğunu ve zaman içinde Cahiliye dönemine nispet edildiğini belirtmektedir. Bu şiirlerin Kur’an’ın tefsirinde ve hadislerin tevilinde delil olarak kullanılması hususunda, sürekli bir edebî şüphe taşımak gerektiği görüşündedir. İslamiyet öncesi döneme ait kabul edilen şiirlerin, Kur’an ve hadislerin anlaşılmasında değil, Cahiliye dönemine dair çok canlı tablolar sunması sebebiyle, ancak Kur’an ve hadislerin bu şiirlerin anlaşılmasında delil olarak kullanılabileceğini öne sürer. Nitekim çeşitli tabletler sayılmazsa, Kur’an öncesine ait tek bir edebî metin bulunmamaktadır. Ona göre Kur’an, tek başına, tarihçinin tam bir güven içerisinde kabul edebileceği en eski Arapça metindir.

Geniş Arap coğrafyasında görülmesi kaçınılmaz olan lehçe farklılıklarına rağmen, Cahiliye dönemi olarak nitelendirilen şiirlerin Kur’an Arapçasıyla yazılmış olması ve Hz. Muhammed’in vefatından sonra ortaya çıkan kavmiyetçilik ve kabilecilik hareketleri, bu edebî şüphenin temelini oluşturmaktadır. Kavmiyetçilik ve kabilecilik nedeniyle Araplar, hem Farslara karşı geçmişlerini yüceltmek hem de diğer Arap kabilelerine karşı kendi kabilelerinin İslamiyet öncesinde dahi İslami değerlere sahip olduğunu göstermek amacıyla şiir uydurmuşlardır.

“Ölüm ırmağının girecek yerleri vardır, fakat çıkacak yerleri yoktur.”

Taha Hüseyin, kitabında Kuss b. Saide’den bahsetmese de, adıyla anılan şiirlerin benzer motivasyonlarla İslamiyet sonrasında uydurulduğu düşünülen şairlerden biri de Kuss b. Saide’dir. Taha Hüseyin’in yöntemini Kuss b. Saide’nin hayat hikâyesine ve yazımızın konusu olacak şiirine uyarladığımızda, onunla paralel sonuçlara ulaştığımızı görürüz.

Muammerûn’dan olduğu ve yaklaşık 600 yılı civarında öldüğü rivayet edilen Kuss b. Saide’nin, Cahiliye Arapları içinde öldükten sonra dirilmeye inanan ilk kişi olduğu; yalnız Allah’a iman ettiği; Arapları putlardan uzak durmaya, Allah’a ibadet etmeye çağırdığı ve onlara yakınlarda bir peygamberin geleceğini haber verdiği nakledilmektedir. Şairin Irak ve Suriye dâhil birçok yeri gezdiği, Bizans imparatoruyla dostluk kurup onunla ilim, akıl, edep, mürüvvet, mal ve mülk konularında sohbet ettiği aktarılır. Bizans imparatoruyla yakınlık kurmak, Cahiliye dönemi şairlerinin menkıbevî hayatlarında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Nitekim İmru’ül-Kays da Bizans’ı ziyaret etmiş, hamama girebilecek kadar Kayser’le samimiyet kurmuş, hatta onun kızına âşık olmuştur. Yol arkadaşı ise bir başka Cahiliye şairi Amr b. Kâmia’dır.

Bu menkıbevî tavır ve kendisine nispet edilen şiirin içeriğinin Kur’an’ın tematik evrenini doğrudan yansıtması, şiirin gerçekten Kuss b. Saide’ye ait olup olmadığına dair şüpheleri artırmaktadır. Dolayısıyla Saide’nin Hz. Muhammed ile münasebetine de ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Ona nispet edilen şiirden aktarılan şu kısım dikkat çekicidir:

“Ey İyad topluluğu! Hani babalarınız ve dedeleriniz? Hani süslü köşkler ve taştan evler yapan Âd ve Semûd kavmi? Hani dünya varlığına aldanıp da kavminin başında bulunduğu hâlde: ‘Ben, sizin en büyük rabbinizim!’ diyen Firavun ve Nemrud?...”

Hz. Muhammed’in henüz peygamber değilken Ukaz panayırına gidip bu şiiri dinlediği, risaletten sonra ise Kuss b. Saide hakkında “Allah Kuss’a rahmet eylesin, onun kıyamet gününde ayrı bir ümmet olarak diriltileceğini umarım.” dediği rivayet edilmektedir.

Hz. Muhammed’in, yukarıda bir kısmı verilen bu şiiri dinlediği rivayeti, belirttiğimiz gerekçelerden ötürü şüpheli olsa da, bir Türk şairinin aynı şiire kulak kabartmış olması ihtimal dâhilindedir.

“Ey Nas, geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak olur; yağmur yağar, otlar biter, çocuklar doğar, analarının babalarının yerini tutar. Sonra hepsi mahvolup gider. Vakıaların ardı arkası kesilmez, birbirini takip eder. Kulak veriniz, dikkat ediniz; gökte haber var, yerde ibret alınacak şeyler var. Yeryüzü bir sarayın döşemesi, gökyüzü yüksek bir tavan gibidir; yıldızlar yürür, denizler durur; gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar, yoksa orada bırakılıp uykuya mı dalıyorlar?”

Şiir, bu girişten sonra Allah katında müşriklerin dininden daha sevgili bir din olmadığını ve yakın zamanda bir peygamberin geleceğini vurgular. Firavun ve Nemrud’un dahi bütün kudretlerine rağmen öldüğüne değinerek, kalıcı olanın yalnızca doğurmamış ve doğmamış, ortağı ve benzeri bulunmayan Allah olduğunu hatırlatır. “Ölüm ırmağının girecek yerleri vardır, fakat çıkacak yerleri yoktur.” gibi güçlü mısraların ardından ise, ölümün er ya da geç herkese ulaşacağını bildirerek sona erer.

“Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar?” Kuss b. Saide’nin bu mısraları, Yahya Kemal’in meşhur “Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.” mısralarını hatırlatmaktadır. Saide’nin şiirini Ahmet Cevdet Paşa’nın Kısas-ı Enbiyasının Mahir İz tarafından sadeleştirilmiş baskısından aldım. Yahya Kemal’in, hem Hz. Muhammed’in bu şiir ile münasebeti değerlendirilirken hem de nübüvveti müjdelemesi sebebiyle siyerlerde sıkça atıf yapılan bu şiiri bilmesi yüksek ihtimaldir.

“Sessiz Gemi”nin kökleri sürekli olarak Batı şiirinde aranır. Zihnimiz hemen “Ey ölüm, yaşlı kaptan, geri dönelim artık! / Sıkıldık bu ülkeden, demir alsın gemimiz!” diyen Baudelaire’i ya da “Gideceğim… demir al sallanarak ey gemi / O bilinmez ülkeye geldi yönelmek demi” diyen Mallarmé’yi hatırlar ve buradan bir intihal tartışması doğar. Oysa tüm bu tartışmaların ötesinde, Yahya Kemal’in Sessiz Gemi’yi kaleme alırken yöneldiği muhtemel rotalardan biri de Kuss b. Saide olabilir.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026