Agora:
Antik Yunan kentlerinde halka ait, açık geniş alan, meydan.Fobi:
Bir şeye karşı duyulan korku.Evimin penceresinden seyrettiğim sokakla aramdaki on beş metrelik boşluğa bir köpek pislemiş. Kocaman bir şey! Sinir bozucu! Birkaç gün bu sevimsiz tabloya katlanmam gerekecek. Doktorumla birazdan gerçekleştireceğim görüntülü görüşme sanırım bu tablo üzerine olacak. Sinirlerim bozuk. Pislik hayvan sıçacak başka yer bulamadı sanki…
Hangi pencereden bahsediyorsun. Her zaman oturduğum koltuğu biliyorsun hani bir yandan televizyon izleyip bir yandan dışarıyı seyrettiğim. Tamam. İşte bu pencere. Arka taraf değil yani. Beni dinlemiyor musun ön taraf diyorum gözümün önü diyorum sinirlerim altüst diyorum. Tamam sakin. Sakinim tamam. Ne zaman oldu. Dün gece sanırım sabah kalktığımda gözümün önündeydi. Peki dışarı çıkıp herhangi bir şeyle atmayı düşündün mü. Hayır tabii ki. Neden. Bir bok beni dışarı çıkaramaz da ondan daha büyük sorunlar olduğunda bile evimde kaldım bir bok yüzünden dışarı çıkmak istemiyorum. Yani bu durumun o kadar da büyük bir sorun olmadığını düşüyorsun o zaman. Evet bu açıdan bakınca evet ama yine de sinir bozucu. O halde şöyle söyleyeyim zannediyorum ki birkaç gün içinde kuruyacak toz olup dağılacaktır ve o kadar da büyük bir mesele olmadığı için bence bir iki gün bu sevimsiz tabloya katlanabilirsin. Evet dayanabilirim. Güzel. Tamam. Geçelim mi bu konuyu. Geçelim bence de…
Çeviriler ne alemde hâlâ bir edebi eser çevirmeyi düşünmüyor musun. Hayır daha önce de konuştuk bilmiş editörler tercihlerimi sorgulamaktan beri durmuyorlar. Anlıyorum ama ben sana bu soruyu belli aralıklarla sormaya devam edeceğim arada bu konu üzerine düşünmeni rica ediyorum. Tamam düşünürüm ama ısrarını da anlamıyorum. Çünkü sekiz dil bilen birinin sadece kullanım kılavuzu tercüme etmesi bana doğru gelmiyor yeteneğini daha faydalı kullanabilirsin. Faydalı olmak umurumda bile değil hayatımı sürdürebileceğim parayı kazanıyorum fena da kazanmıyorum senin paranı da bir gün bile aksatmadım o halde sorun yok demektir. Tabii ki sorun yok sen kendi kendine yetebilen birisin bu çok güzel ama bahsettiğim şey manevi olarak da daha doyurucu bir şeylerle uğraşman hakkında senin için iyi olabilir. Bilmiyorum belki düşünürüm. Düşün lütfen. Tamam…
Rüyaların ne durumda. Bu hafta pek uyuyamadım ama uyuduğum kısa anlarda mutlaka rüya gördüm. Nasıl rüyalar. Hepsi birbirinin aynısı. Hiç farklı bir şey yok muydu. Aslına bakarsan bir tanesi atmosfer olarak farklıydı. Anlat lütfen. Detaylı bir şey değildi sadece insanların kalabalıklar halinde sokaklara döküldüğünü gördüm. Nasıl yani. Çoluk çocuk herkes ama herkes. Anlıyorum ama atmosfer farklı demiştin. Evet çok boğucuydu can sıkıcı. Anlıyorum. Ben anlayamadım pek. Belki son zamanlarda dışarı çıkma arzun artmıştır olamaz mı. Belki ama bariz bir şey sezemiyorum. Peki o halde önümüzdeki Cumaya
kadar buna benzer bir rüya daha görürsen bütün ayrıntılarını isteyeceğim senden haberin olsun. Peki. Güzel. Bu günlük yeter mi? Tamam. Güzel söylemek istediğin başka bir şey var mı. Gözümün önündeki o şeyi görmemek için koltuğumun yerini değiştirmek istiyorum. Değiştirme dediğin gibi bu çok büyük bir sorun değil baş edebilirsin. Peki… Lanet bok durduğu gibi duruyor. Temmuzun
sıcağında kuruma belirtisi bile yok. Doktorun dediği gibi koltuğumun yerini değiştirmedim ama televizyonu dışarıdan daha çok seyrediyorum… Bütün gün her dışarı baktığımda sanki göz göze geldik. Pis pis sırıtıyor sanki. Baş edebilirim… Kalkar kalmaz ilk işim onu incelemek oldu. Aynen hiçbir değişiklik yok, canım sıkkın. Oysa bu sabah çok ümitliydim. Ümitlerim boşa çıktı. Baş edebilirim. Beni bir bokun alt etmesine müsaade edemem… Televizyonda hiçbir şey yok, çalışmak için Pazartesi
olmasını bekliyorum. Bu hafta sonları çalışmama durumunu doktorla konuşmam gerek artık, hafta sonraları sıkılıyorum. Çalışmak iyi gelebilir… Bu sabah ilk iş olarak penceremin önündeki o şeye bakmadım. Elimdeki iki çeviriyi bitirdim. Finlandiya
yapımı yeni bir ürünün kullanım kılavuzunun çevirisine başladım… Bugün yurtdışından telefon geldi. Nereden bulmuşlarsa beni, çalışmak istiyorlar. Uluslararası
olmak hoşuma gitti. Biraz olsun keyfim yerine geldi diyebili rim. Belki de kitap çevirisi işini ciddi ciddi düşünmeliyim. Manevi tatmin zırvalıkları doğru olabilir… Akşamüzeri dayanamadım bakmak zorunda kaldım, çünkü bir kocaman köpek gözüme takıldı. Ağır ağır gelip hemen diğerinin yanına yeni bir tane bıraktı. Nutkum tutuldu, hareket edemedim, pencereyi açıp kovalayamadım yani. Bıraktığı iğrenç şey diğeri kadar iğrenç durmuyordu daha farklıydı. Birdi iki oldular, resmen kabusum oldular…
Bu sabah o dehşetengiz gerçek ile yüzleşmek zorunda kaldım. Penceremin önündeki sinir bozucu iki atığın ilkinde zerre bozulma olmadığını, ikincisinde ise kurumanın başladığını fark ettim. Bu durumda beş gündür sinirlerimi alt üst etmiş olan bok bir köpeğin boku olamaz… Allah’
ım inanamıyorum bir insana mı ait yoksa?.. Merhabalar ben Nahit İrfan Salim Bey
ile görüşecektim. Salim Bey
şu anda müsait değil efendim. Tamam müsait olduğu anda lütfen beni aramasını söyleyin acil bir durum söz konusu. Nahit Bey
sizin görüşmeniz Cuma
günü biliyorsunuz değil mi. Biliyorum hanımefendi biliyorum bin dokuz yüz seksen dokuzda bakkaldan aldığım ekmeğin adetini de biliyorum ve unutmuyorum tabii ki de görüşmemin Cuma
günü olduğunu biliyorum. Peki efendim özür dilerim. Notumu iletin lütfen. İleteceğim. Başka hangi hayvanın olabilir ki? Mümkün değil köpeğin değilse başka hangi hayvanın olabilir?
Alo. Efendim dinliyorum. Görüntülü görüşme yapabilir miyiz. Buradan söyleyebilirsin. Beş gün oldu hiç bozulmadı bu köpeğin değil. Nasıl emin olabiliyorsun. Dün bir köpek geldi yanına bir tane daha bıraktı ve bugün kurumaya bozulmaya başladı diğerine beş gündür hiçbir şey olmadı. Anlıyorum. Neyi anlıyorsun bana da söyle. Sen ne düşünüyorsun. İnsan olmalı. Öyle gözüküyor. Nasıl bir insan sokağın ortasına pisliğini bırakır ya aklım almıyor. Yapacak bir şey yok maalesef. Ne demek yok bir şey olmalı ne kadar kalır orada ne kadar bu rezaleti çekmek zorundayım bilmiyor musun. Hayır maalesef. Eee bana bir şey söylemeyecek misin. Eğer seni bu denli rahatsız ediyorsa ortadan kaldırman gerekir onu. Hayır bunu yapmayacağım. Peki sen bilirsin doğal yollardan kaybolmasını beklemen gerekecek o zaman. Bana bir şey söyle. Şimdi başka bir görüşmeye geçmem gerek Cuma
günü konuşuruz… Böyle bir anda bana yardımcı olamayacaksa ben bu adama neden para ödüyorum? Koltuğun yerini değiştirmeyi düşündüm ama vazgeçtim pislik herifin pisliği
benim düzenimi bozamaz. Perdeleri kapatıp televizyona odaklandım. Bu halde çalışmak da istemiyorum…
Öylece duruyor… İkincisi dağılıp gitmiş… Ama o varlığını “saf kötülük”
olarak benim gözümün önünde sürdüren aynen duruyor… Neler giriyor vücudumuza ki pisliğimiz üç günde kaybolmuyor. Rezalet… Geçen gece gördüğüm rüyanın aynısını gördüm. İnsanlar sokağa çıkıyordu. Sanırım penceremin önündeki pislik tetikledi ve tekrar gördüm. Hayır dışarı çıkmayacağım. Başım feci ağrıyor. Sabahtan bu yana iki Advil
içtim geçmedi… Görüşme saatini bekliyorum. Baş ağrıma dayanmakta zorlanıyorum. Perdeleri açmadım. Orada öylece durduğundan eminim sanki kırk yıldır oraya çöreklenmiş gibi. Dışarı çıkmak istemiyorum. Sokağın ortasına pisleyen insanların var olduğu, gezip dolaştığı bir yerde bulunmak istemiyorum… Son yarım saat kısa süreli bir nöbet geçirdim ilaç kullanmadan atlatabildim. Başımın ağrısı devam ediyor artık konuşmalıyım.
Alo Salim Bey
ile görüşmem vardı ulaşamıyorum kendisine. Nahit Bey
ben de sizi arayacaktım. Evet. Salim Bey
acil çıkmak zorunda kaldı. Ne demek acil çıkmak zorunda kaldı görüşmemiz vardı. Efendim kızı rahatsızlanmış o yüzden acil çıktı ilk fırsatta sizi arayacağını söyledi… Artık nefesimi kontrol edemiyorum… Ellerim titriyor ama zihnimi meşgul etmeliyim. Tam da böyle bir zamanda… Kızı da hasta olacak zamanı buldu. Geçen sene de böyle olmuştu. “Nahitçiğim benim bir ailem var ve onlarla ilgilenmek zorundayım,”
demişti aklınca çaktırmadan bana bencil olduğumu ima ediyordu peh... Belki de belediyeyi aramalıydım gelip temizlerlerdi. Çok gelirlerdi… Belki de bakkalın çırağı para karşılığı… Namussuzun birinin pisliğini küçücük bir çocuğa para karşılığı temizletmek iğrenç bir şey. Aman ne olacak o da para kazanır. Ya sonra bir arkadaşı ile parayı kırışıp devamlı evimin önüne sıçtırtırsa. Hayır! Hayır olmaz, halledebilirim, dayanabilirim. Koltuğumun yerini değiştirmeli. Sanki koltuğun yeri değişince o gidecek mi? Orada öylece durmaya devam edecek. Çözüm değil kesinlikle çözüm değil. Ara artık ara daha ne kadar beklemek zorundayım. Alo benim. Tanıdım efendim ama Salim Bey
gelmediler size notunu iletmiştim sizi arayacağını söylediler. Biliyorum biliyorum tamam önce seni ararsa acil olduğunu söyle. Yeni bir nöbet geçirdim bu sefer ilaçsız atlatamadım… Kısa bir an çıkıp faraşla on metre ilerideki çöp kutusuna atmayı düşündüm, vazgeçtim. Ne münasebet… Düştüğüm hallere bak “boktan bir nedenden ötürü”
düştüğüm hallere bak! Saat dokuz oldu hâlâ aramadı… Muayene cevap vermiyor artık, normal. Ne olurdu sanki cep numaranı vermiş olsaydın… Demin perdeyi aralayıp kontrol ettim tüm “saf kötü”
ve “iğrenç”
varlığıyla orada duruyor. Gecenin karanlığına gömülmesi güzel olurdu ama sokak lambasının ışığı ayan beyan görünmesini sağlıyor. Doksanlara dönmeyi arzuladım ilk kez, sokak lambalarının olmadığı, olanlarının yanmadığı zamanlara… Televizyondan gördüğüm kadarıyla garip şeyler oluyor. Tanklar görüyorum… TRT’
de dizi devam ediyor… İnsanlar sokaklara, meydanlara çıkmaya başlamış… Ürkek bir kadın diğer TRT’
de bildiri okuyor… Ölüler var diyor başka bir sunucu… Neler oluyor böyle çok saçma, yıl olmuş 2016…
Alo efendim. Kusura bakma arayamadım. Neler oluyor. İyi misin. Değildim neler oluyor. Darbe teşebbüsü diyorlar biz de hastaneden dönüyorduk yolda kaldık. Çok saçma. Biliyorum sen iyi misin. Çok kötü bir gündü. Şimdi nasılsın. Karışığım insanlar sokaklara çıkıyor. Evet. İnsanlar ölüyor Salim.
Evet. İnsanlar böyle bir durumda neden dışarı çıkar ki. Sence neden. Bilmiyorum sen iyi misin. İyiyim. Kızın nasıl oldu. İyi merak etme. Sevindim. Kapatıyorum söylemek istediğin bir şey var mı. Yok dikkat edin. Tamam. Bok herifler memleketin içine edecekler…
Tıpkı hayatımın ortasına kabus gibi çöken bok gibi çökmüşler memleketin üzerine bir de kurşun sıkıyorlar…
İnsanlar hâlâ dışarıya çıkıyor. İnsanlar neden dışarı çıkar?
Demin elimde bir faraş ile zor bela dışarı çıktım ve sekiz gündür penceremin önündeki iğrenç pisliği çöpe attım. Rakibini alt etmiş bir kahraman olarak evime geri döndüm. Teşebbüsü öğrendiğimde ilk söylediğim cümleyi hatırladım; “Bok herifler memleketin içine edecekler.”
Ezbere söylenmiş bir cümleydi benimkisi… Edemediler!
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.