Atölye çalışmaları modern yaşamda neden ilgi görüyor

Nihayet Dergi
09:00, 10/02/2026, SalıG: Güncelleme: 10:58, 10/02/2026, Salı
CategoryNihayet
Nihayet Dergi
Atölye çalışmaları modern yaşamda neden ilgi görüyor
Workshop ve atölyeler neden bu kadar ilgi çekiyor?

Son yıllarda atölyeler ve workshoplar tek başına bir “hobi” alanı değil, modern insanın ihtiyacına verilen cevap hâline geldi. Yazıdan minyatüre, bedensel farkındalıktan sezgisel çalışmalara uzanan bu alanlar; pasif izleyicilikten yorulan, temas etmek, üretmek ve birlikte düşünmek isteyen insanları bir araya getiriyor. Ayşe Sevim, Beyza Akyüz, Nevin Yapıcı Yeşilyurt ve Zeynep Sarıkaya ile yaptığımız bu soruşturmada, atölyelerin neden bu kadar çoğaldığını, kimlere hitap ettiğini ve birkaç saatlik ya da uzun soluklu bu buluşmaların neyi iyileştirdiğini konuştuk. Ortaya çıkan tablo sosyal medyaya rağmen bize gösterdi ki: İnsanlar sadece öğrenmenin dışında, görülmek, duyulmak ve güvenli bir birlikte-oluş deneyimi yaşamak istiyor.

“İnsanlar pasif izleyici olmaktan yoruldu”

Workshop/Atölye vermeye nasıl başladınız? Bir atölye tasarlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Benim ilk atölyelerim 2007-2008 yıllarına dayanıyor. O zamanlar bu kadar profesyonel çalışmıyorduk tabii. Fakat farklı yaşlardaki sosyal statüdeki insanların yan yana gelip yazmaya çalışması tam bir şölen. Normalde yazmak çok yalnız bir eylemdir. Fakat siz burada bir şeyi bozuyorsunuz. Bozduğunuz şey üretirken yeniden bir imkân sağlar. Atölyelerde başka zihinlerin kâğıt üzerindeki kavga edişine tanık olup onlara karışma imkânınız oluyor. Suyun en güzel hâli sıvı hâli olabilir. Ama su aynı zamanda katıdır ve aynı zamanda gazdır. Atölye bir gaz imkânı sunar. Sizi yukarı çıkarır.

Ayşe Sevim - Yazı Atölyesi
Ayşe Sevim - Yazı Atölyesi

Atölye çalışmalarına en çok kimler geliyor? Katılımcı profilinizi nasıl tanımlarsınız?

Eskiden erkekleri daha fazla görüyorduk, her yıl kadınlar lehine ilerdi. Ben sadece kadınlarla çalışıyorum artık çünkü derslerim sabah altıda başlıyor. Erkekler ancak savaşa gitmek için sabah altıda kalkabilirler bence. Gelenleri mesleklerine göre ayırmayı pek sevmiyorum. Yine de bazen ayırıyorum galiba. Yazılarında ortaya çıkıyor meslekler. Fakat bu profili “iyiler” olarak tanımlayabilirim. Yahut benim öğrencilerim genelde iyi insanlar. Anlaşılmayı önemsiyorlar. “Beni anlamalılar.” demiyorlar, karşılarındakinin onlarını anlamasını önemsiyorlar. Plazalarda sıkışmış beyaz yakalılar, rutinden bunalmışlar, kahveyle yaşayan üniversite öğrencileri… Fakat gülmeyi biliyorlar. Hayata bakıp gülmeyi. Şikâyet yerine üretmeyi seven kadınlar.

Birkaç saatlik çalışmaların katılımcılarda karşıladığı ihtiyaç sizce nedir?

Benim çalışmalarım genelde uzundur. Yıllarca aynı grupla atölyeler yaparım. Fakat bazen tek seferlik buluşmalar da gerçekleştiriyorum. O zaman mekândan kuvvet alacağım yerleri seçerim: Bir nefes alma durağı. Mesela Süleymaniye’nin bahçesi. Orada Sinan da bizi görür. Çoktan ölmüş bir sanatkârın bizi görmesini sağlarım. Görülmek duyulmak ihtiyacı sadece yaşayanlar arasında olmaz. Ben atölyelerimi devamlı değiştiren ve aynı şeyi iki kere yapmakta zorlanan biriyim. Bu yüzden mekândan aldığım kuvveti değiştirdiğim de oluyor. Özellikle kapalı sıkışık dar alanlar seçmişliğim de vardır. Birkaç saatliğine insanı kendi içine doğru iple sarkıtırız. Elinizde bir mumla şaşkın şaşkın dolaşırsınız.

Atölyelerin son dönemde popülerleşmesini neye bağlıyorsunuz?

Bir ‘temas’ arayışı. İnsanlar pasif izleyici olmaktan yoruldu; Dizi izlemek yerine bir masanın etrafında toplanıp yaşayan, nefes alan bir tartışmanın parçası olmak istiyorlar. Eski zamanların kıraathane veya meclis sohbetlerinin modern ve şehirli bir formu bu atölyeler. İnsan insanın şifasıdır; insan görülmek ister. Hiçbir aslan avlanırken “Şu geyiği nasıl kovaladığımı izliyorlar mı?” diye etrafı kolaçan etmez. Birbirimize su gibi ekmek gibi tuz gibi hava gibi ihtiyacımız var.

“Çoğunlukla en az bir ay süren atölyeler düzenliyorum”

Workshop/Atölye vermeye nasıl başladınız? Bir atölye tasarlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Atölyeler düzenlemeye, arz-talep üzerine başladım ve ben kendi keşfetme sürecimi yeniledikçe insanların talepleri de devam ederek arttı.

Bir atölye hazırlarken kendi çalışma/keşfetme sürecimi merkeze alarak deneyimlediğim pratiklerimi başkalarıyla da paylaşmaya odaklanıyorum. Katı öğretiler, dominant dogmalar sunmak yerine deneysel, cesur, katılımcıların kendi öz kaynaklarına bağlanabilecekleri feyz veren tasarımlar olmasını önemsiyorum.

Beyza Akyüz - Feyz School Atölyeleri
Beyza Akyüz - Feyz School Atölyeleri

Atölye çalışmalarına en çok kimler geliyor? Katılımcı profilinizi nasıl tanımlarsınız?

Katılımcı profili çeşitli ama istatistikler üzerinden konuşmak gerekirse mesaili çalışan ve sistem içinde kendine bir yan yol arayan ya da kişisel açıdan döngüsünü kırmak yaşamında yeni bir momentum yakalamak isteyenler katılıyor.

Birkaç saatlik çalışmaların katılımcılarda karşıladığı ihtiyaç sizce nedir?

Çoğunlukla en az bir ay süren atölyeler düzenliyorum fakat bazen pop-up çalışmalar da yapıyorum. Uzun dönem bir çalışmaya niyet etmeden, ortaya ciddi bir irade koymadan önce aradıkları motivasyonu, belki satori anını bu kısa zaman içinde yakalamak istiyorlar. Ya da sadece birkaç saatlik bir rahatlamaya, farklı bir portalda vakit geçirmeye ihtiyaçları vardır. Her zaman derin bir anlam arayışı veya bir konuda uzmanlaşma isteği olmayabiliyor.

Atölyelerin son dönemde popülerleşmesini neye bağlıyorsunuz?

Atölyelere hobi edinmek, sosyalleşmek, kendine zaman ayırmak için katılanlar olduğu gibi kendini yeni bir alanda geliştirmek, bakış açısını değiştirmek isteyenler de katıldığına göre bir şekilde insanlara iyi geliyor kendi için bir şey yapmak diyebiliriz.

Hobi ya da terapötik amaçlı katılanlar için bir çeşit “free zone” etkisi yaratıyor sanırım.

Fakat kendine yeni bir yol çizmek isteyenler için atölyeler aslında uzun bir sürecinde başlangıcı oluyor. Feyz School’ da bu anlamda iki türlü ihtiyaca da cevap vermeye çalışıyoruz, çünkü ikisi de gayet anlaşılır.

“İnsanlar birlikte ve güvenle derinlere inebilmek istiyor”

Workshop/atölye vermeye nasıl başladınız? Bir workshop tasarlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Bir süredir Barış Karayazgan ile çocuklarla sanat çalışıyordum. Oradaki ortamın iyileştirici yanını, özdeki yaratıcılıkla ve özün kendisiyle temasını keşfettikten sonra bunu yetişkinlerle yapmam gerektiğini hissettim. Çocuklarla çalışırken kendi çocuk yanımla temas kurmuştum ve çocuklardan çok ben büyümüştüm. O süreçte keşfettiklerimi paylaşmanın bir yolu oldu yaptığım çalışmalar, workshoplar.

Workshop tasarlarken tümüyle beni ve algımı yansıtmasına dikkat ediyorum. Açtığım alana ne kadar sahip çıkabileceğime, var olabileceğime ve gelenlere güvenle eşlik edebilmeye özen gösteriyorum. Benim için tüm olay birlikte yürüyebilmek.

Zeynep Sarıkaya – Canavar Atölyesi
Zeynep Sarıkaya – Canavar Atölyesi

“İçindeki Canavar” atölyesi de insanın bastırdığı ama yok edemediği ham yaşam enerjisiyle temas kurduğu kolektif bir alan olarak başlıyor. Buradaki “canavar”, kötücül bir figürden ziyade korku, arzu, sezgi ve yaratma gücünün en saf hâli. Bastırıldığında kişiyi yoran, alana alındığında ise dönüştüren bir enerji. Bu atölye, canavarla savaşmayı değil, onu dinlemeyi öneriyor. Çünkü dinlenmeyen bir güç yıkıcı olabilirken tanınan bir güç, koruyucuya ve yaratıcıya dönüşebiliyor. “İçindeki Canavar”, insanın kendine zarar vermeden vahşi olabileceği, dürüst ve güvenli bir alan açmayı amaçlıyor.

Workshop çalışmalarına en çok kimler geliyor? Katılımcı profilinizi nasıl tanımlarsınız?

Katılımcı profili diye bir şey olduğunu hiç hissetmedim. Ama her çalışmada gelen her katılımcının o yolculukta olması gerektiği noktada olduğuna inandım. Katılımcıların biri diğerinden ayrı olmadı. Çalışmanın adı aynı olsa da o gün gerçekleşecek çalışmanın manevi anlamı neyse o gün o katılımcılar yer aldı. Olması gerekenin olduğu bir hâl. Ne yaşla ne cinsiyetle ne başka bir şeyle tanımlanacak bir profil hâli yok.

Birkaç saatlik çalışmaların katılımcılarda karşıladığı ihtiyaç sizce nedir?

Somut olarak olmasa da el ele yürümek ve var olmak istiyorlar. Bunları bilinç düzeyinde herkes algılamayabilir ama yaşanan bu. Günümüzde workshopların artmasını da buna bağlıyorum. “O da mı bunu yapıyor off!” dediğim zamanlar oldu. Ya da hep çok özgün bir içerik hazırlamam, diğerlerinden ayrılmam gerektiğine inanmıştım ama zamanla yapılan işten ziyade insanların derinlere birlikte ve güvenle inmek istediğini anladım. Temas kurmak ve neye ihtiyaç varsa onun olması... Hem tek ve biriciğiz hem de birliğiz, birlikteyiz, birlikte varız. Workshop konseptini de bunun bir yansıması olarak yorumluyorum.

“Katılımcılara farklı bir deneyim sunmaya dikkat ediyorum”

Workshop/Atölye vermeye nasıl başladınız? Bir workshop tasarlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Ben bir minyatür sanatçısıyım. Ürettiğim işleri uzun süredir sosyal medya hesabım üzerinden paylaşıyorum. Bu paylaşımlar sonrasında, takipçilerimden minyatür sanatını bizzat deneyimlemek istediklerine dair yoğun geri dönüşler almaya başladım. Gelen bu talepler üzerine workshoplar düzenlemeye karar verdim.

İnsanlar genellikle workshoplara katılırken “yapamayacakları” düşüncesiyle çekingen davranabiliyor. Bu nedenle sosyal medya duyurularımda ve paylaşımlarımda, katılımcıları cesaretlendirmeye ve bu süreci başarabileceklerine dair motive etmeye özellikle özen gösteriyorum.

Nevin Yapıcı Yeşilyurt – Minyatür Atölyesi
Nevin Yapıcı Yeşilyurt – Minyatür Atölyesi

Workshopları tasarlarken hem kendi sanatsal üretim anlayışımı hem de takipçilerimin beklenti ve taleplerini birlikte göz önünde bulunduruyorum. Her zaman olmasa da çoğu workshopta özgün içeriklere yer vermeye; daha önce denenmemiş konu ve malzeme seçimleriyle katılımcılara farklı bir deneyim sunmaya dikkat ediyorum. Workshop mekânı seçimindeyse ulaşımın kolay olduğu, merkezi yerleri tercih ediyorum. Bu durumun katılımcılar için önemli bir etken olduğunu düşünüyorum.

Workshop çalışmalarına en çok kimler geliyor? Katılımcı profilinizi nasıl tanımlarsınız?

Katılımcı profilini üç ana gruba ayırabiliriz. Birinci grubu üniversite öğrencileri oluşturuyor. Öğrenciler, minyatür sanatını deneyimleyerek ilgi duydukları alanları keşfetmek amacıyla workshoplara katılıyor. İlk workshop deneyiminden sonra, çoğu zaman sonraki çalışmaları da yakından takip eden, süreklilik gösteren katılımcılara dönüşebiliyorlar.

İkinci grupta, 9-5 çalışan ve kendisine zaman ayırarak yeni bir şey denemek isteyen kişiler yer alıyor. Bu katılımcılar genellikle hafta sonlarını değerlendirmek, gündelik rutinin dışına çıkmak, kendi için bir şey yapmak ve aynı zamanda sosyalleşmek amacıyla workshoplara katılıyorlar.

Üçüncü grubuysa anneler oluşturuyor. Anneler daha çok kendileriyle baş başa kalmak, üretkenliklerini farklı alanlarda da sürdürebildiklerini görmek ve yaratıcı bir alan açmak için workshoplara ilgi gösteriyorlar.

Birkaç saatlik çalışmaların katılımcılarda karşıladığı ihtiyaç sizce nedir?

Workshopun sonunda katılımcıların yeni bir şey üretmiş olarak ve ürettikleri işi yanlarına alarak evlerine dönmeleri. Atölye ortamındaki samimi atmosfer; sohbetin, paylaşımın ve birlikte üretmenin etkisiyle çoğu zaman bir nevi terapi alanına dönüşüyor. Sosyalleşme sayesinde yeni dostluklar kuruluyor.

İnsanlar kendilerine karşı çok acımasızlar. Bazı katılımcılar workshopa başlarken, “yapamayacağım” düşüncesiyle gergin ve stresli bir hâlde gelebiliyor. Ancak süreç tamamlandığında somut bir üretim ortaya koyduklarını görmek, kendi potansiyellerine olan inançlarını güçlendiriyor ve bu deneyim katılımcılar üzerinde kalıcı bir etki bırakıyor.

Workshopların son dönemde popülerleşmesini neye bağlıyorsunuz?

İnsanlar günlük hayatın rutini içinde bu rutinin dışına çıkma ihtiyacı hissediyor. Yeni şeyler deneyimleyerek kendileri için bir alan açmak istiyorlar. Bu noktada iki önemli durumdan söz edilebilir. Bir yandan, farklı alanlarda düzenlenen workshoplara katılım çoğu zaman belirli bir alanda derinleşmeye yol açmıyor; daha çok popüler eğilimler ve dönemsel trendler belirleyici oluyor. Öte yandan, katıldıkları workshoplar aracılığıyla kendi ilgi alanlarını keşfeden ve bu alanda derinleşmeye yönelen katılımcılar da bulunuyor.

Bu süreçte, yeni bir deneyim yaşarken aynı zamanda sosyalleşebilme imkânı önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Sosyal medya üzerinden paylaşılan içeriklerin merak uyandırmasının ve geri dönüşleri artırmasının da bu isteği tetiklediğini düşünüyorum.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026