Kutsal mekânların görünmeyen ekolojisi

Şeyma Acar
09:00, 15/05/2026, Cuma
CategoryNihayet
Nihayet Dergi
Kutsal mekânların görünmeyen ekolojisi
Bir yaşam alanı olarak cami

Yıllar önce Süleymaniye Camii’nde durup etrafıma bakarken gözlerim insanlardan çok başka canlılara takılmıştı. Avluda şadırvanın kenarında suya eğilen güvercinler, bir çınar ağacının gölgesinde kıvrılmış bir kedi, taş duvarın aralığından girip çıkan bir kertenkele ve diğer küçük böcekler… İnsan kalabalığının içinde, daha sessiz bir hareketlilik vardı âdeta. O an fark ettim ki kutsal mekân denilen yalnızca insanın gelip ibadet ettiği bir alan değil farklı canlıların aynı anda var olabildiği bir yaşam yeriydi.

Sonra bunu düşünürken kutsal mekânların mimarileri ve tarihleri yanında çevrelerindeki canlılarla birlikte bir bütün oluşturduğunu daha iyi anladım. Sosyal bilimci Bron Taylor’ın sözünü ettiği gibi bu mekânlar “insan-hayvan-bitki” ekseninde görünmez bir ekolojik ortam sunar. İbadet için seçilen alanlar aynı zamanda kedilerin, kuşların ve başka küçük canlıların sığınağı hâline gelir. Minarelerin şerefeleri kuşlar için küçük yaşam alanları gibidir; şadırvanlar kuşlara ve arılara su sunar. Kubbe ve minare çıkıntıları serçelere, saçak altlarıysa yarasa ve güvercinlere korunak sağlar. Taş duvarların aralıkları, böcekler için mikro habitatlara dönüşür. Bütün bunlar, kutsal mekânın çevresinde kendi kendine kurulan canlı bir dünyayı işaret eder. Bu canlılık, kutsalın yalnızca dikey manada değil, çevresine de yayıldığını düşündürüyor.

Devenin sezgisi

Geçtiğimiz sonbahar mevsiminde Medine’de yürürken bazı yerlerin neden tam da oldukları yerde bulunduğunu düşündüm. Bu düşünceyle hicret anlatısını yeniden hatırladım. Hz. Peygamber’in (sav) Medine’ye hicreti sırasında, kendisini evlerine davet edenlere karşılık olarak devesi Kusvâ’yı serbest bırakması ve “Devenin önünü açınız çünkü ona emrolundu.” buyurması, kutsal bir mekânın seçilişinde bir hayvanın sezgisinin nasıl belirleyici bir işaret hâline geldiği dikkat çekicidir. Kusvâ’nın çöktüğü yerin Mescid-i Nebevî’nin inşa edileceği alan olarak kabul edilmesi, bu sezginin Nebî (a.s.) için ne denli anlamlı olduğunu gösterir.

İmam Gazâlî’nin hayvanları, insani çıkarları olmayan bir fıtrat üzere var olan canlılar olarak değerlendirmesi bu olayı daha anlaşılır kılıyor. Hayvan, akıl yürütmez ama fıtratından sapmadığı için yönünü kaybetmez. Bu nedenle devenin durduğu yer rastlantıdan çok, üzerinde düşünülmesi gereken bir işaret gibidir.

Bu anlatı, hayvanlar ile kutsal mekân arasındaki ilişkiye dair zihnimde yeni bir kapı araladı. Burada Mescid-i Nebevî’nin bir hayvanın sezgisiyle inşa edilmesi ve dolayısıyla fıtratların bir araya geldiği bir buluşma noktası olarak görünmesi çok etkileyici.

Kubâ’da soluklanmak

Biraz daha geriye, merkezin kurulmasından önceki ilk durak noktasına gidersek hicret yolunda inşa edilen Kubâ Mescidi önemli bir eşiktir. Kubâ Mescidi’ni burada sadece tarihsel bir durak olarak değil kutsal bir mekânın insanın iç yolculuğunda nasıl bir “ara mekân” kurduğunu gösteren bir örnek olarak düşünüyorum.

Kubâ Mescidi, Mescid-i Nebevî’nin bir uydusu gibi onun ışığını yansıtıyor âdeta. Kubâ’nın beyazı ayın beyazı Mescid-i Nebevî ise kürenin yeşili… Bazen küçük mekânlar, küçük hatıralar, büyük mekânların ve büyük olayların uydusu olurlar. Rahmân’a, davete, kavuşmaya, iyiliğe bir büyüteç tutarlar. Kubâ, kavuşmaya iki kilometre kala bir soluklanma yeridir. Bu soluklanma hâli, mekânın hem fiziksel hem ahlâkî açıdan bir durak olduğunu düşündürüyor. Nebî’nin (a.s.) soluklandığı o yerde bir iyiliğe dokunması, oranın köylüleri için bir mescid inşa etmesi… Hayatta soluklandığımız yerlerde bile bir işe yaramak, bir eylemde bulunmak. Kubâ… Burası hicret yolu. Cennet ile dünya arasında bir portal gibi. Daha önce hiç görmediğim bir yer olsun hatırladıkça tebessüm edeyim diye ettiğim bir duanın ardından çıktı karşıma.

Kubâ’ya çok yakın bir mescid olan Benî Uneyf’inse göğe açık tavanı, göğü doğrudan ibadet mekânına dâhil etmekte. Bu detay burada önem arz ediyor çünkü Kubâ’nın temsil ettiği “eşik” fikri, Benî Uneyf’te mimari ve duyusal olarak tamamlanıyor. Üstü açık bir mescid, pembe çiçeklerle süslenmiş bir avlu, kedilerin girip çıktığı duvar delikleri, minik bir oyukta saklı bir Peygamber hatırası…

Benî Uneyf Mescidi’nde bir ailenin akşam namazına dâhil oldum. Kırmızı elbiseli, beyaz takkeli bir çocuk babasıyla birlikte öndeydi anneyle ben arkadaydık. Çocuk, babasının kıraatine bildiği bir sûre denk geldiğinde coşkuyla eşlik ediyor diğer zamanlarda merakla etrafı izliyordu. Güneş battıktan sonra yarasalar havalandı. Önce kuş sandım. Ay yarımdı, gökyüzünde yarasalar vardı, kuşlar sahneyi çoktan terk etmişti. Kutsal bir mekânda gündüzün geceye yavaşça teslim oluşunu, hayvan sesleri aracılığıyla fark edebilmek tuhaf bir huzur duygusu uyandırmıştı. Yarasalar, çocuk gibi koştururcasına uçuyor yahut havada uçarcasına koşuyordu.

Daha sonra mescidden çıkıp yürürken, bir hurma ağacından gelen tıkırtılar kulağıma ulaştı. Önce daha yabani bir hayvanın varlığından kuşkulandım. Ardından bir turuncu kedi gözlerini bana dikti. Babamın gençken beslediği Ufuk adlı sarman geldi aklıma. Turuncu kedi, sanki o anki mistik hâlimi muzır bir bakışla yumuşattı neşeyle parlattı. Kediyle hurma ağacının gövdesi neredeyse aynı renkteydi kedi gövdeye karışmış gibiydi. O tanıdık bakış, o sessiz temas…

Oyuktan girip çıkan kediler, yarasaların sesleri, hurma ağacında tıkırdayan turuncu kedi… Zihnimde bu duyusal bütünlüğü sağlayan yegâne aktörlerdi. Böylece Kubâ, tarihselliğiyle beraber insanı, hayvanı ve mekânı tek bir noktada buluşturan canlı bir eşik olarak hafızamda yer etti.

Gamâme’de kuşlar ve akustik ritüel

Sabah beş sularında Ravza-yı Mutahhara ziyaretinden çıktım, yürüdüm yürüdüm kendimi Gamâme’nin avlusunda, güvercinlerin arasında buldum. Bu yürüyüş, fiziksel bir mesafeyi kat etmekten ziyade, geceyle gündüz arasında kalan bir portaldan geçmek gibiydi.

Gamâme’nin yukarıdan bakıldığında bulutu andıran bir görüntüsü vardır. Rivayete göre Hz. Muhammed (sav), bayram namazlarını ve yağmur duasını (salâtü’l-istiskā) burada kılmış o sırada üzerine bir bulut gelerek onu gölgelemiştir. Bu yüzden mescide “Bulut Mescidi/Gamâme” adı verilmiştir. Şehrin su sıkıntısı çektiği bir dönemde yapılan o yağmur duasının hemen ardından yağmurun inmesi de burayı duanın canlılara yayıldığı, rahmetin insanla birlikte bütün ekosisteme taşındığı bir eşik olarak hafızalara yerleştirmiştir.

Bu rivayetleri düşününce, sürekli inip kalkan kuşların yumuşak kanat sesleri bende daha derin bir anlam kazandı. Bulutların rahmetiyle güvercinlerin hafif kanat vuruşları sanki aynı yerden doğuyordu. Kuşların kanat seslerinin yumuşaklığı ve sabahın sessizliği birbirine karışıyordu.

Jonathan Bloom, İslam şehirlerinde kuşların tek başına estetik bir unsur olmadığını aynı zamanda sosyal ve manevî bir habitat işaretçisi olduğunu söyler. Gamâme’deki kuşlar tam da böyleydi: Hem mekâna aidiyet gösteriyor hem de o mistik atmosferi tamamlıyordu.

Tam o anda, Pakistanlı ya da Hintli olduğunu tahmin ettiğim bir kadın, kuşları ilginç bir sesle çağırmaya başladı. Kuşlar kadının sesine geliyor, sonra yeniden uzaklaşıyor kadın yeniden çağırdığında tekrar dönüyorlardı. Literatürde akustik ritüel olarak adlandırılan bu ilişki biçimi, burada herhangi bir teoriye ihtiyaç duymadan kendini gösteriyordu. Sesin, insanla hayvan arasındaki en eski bağ biçimlerinden biri olduğunu düşündüğümüzde, kuşların verdiği bu anlık karşılık, insanla doğa arasındaki bağı daha görünür kılıyordu.

Dönerek yaklaşmak: Tavaf, geyikler ve kolektif bilinç

Mekke istasyonunda inip Mescid-i Haram’a doğru yola koyuldum. İçeri girip tavaf alanına ulaştığımda, bir anda kendimi devinen bir insan selinin içinde buldum. Birinci şaft büyülenme anıydı; ikincisinde bilinç dışım açığa çıktı, gözlerim farkında bile olmadan doldu; üçüncü şaftta ise imgelerim canlanmaya başladı. Önce Hicr-i İsmail’de dönüp duran rengârenk bir kelebek dikkatimi çekti. Sonra kendimi o derinden yükselen imgeye bıraktım: doğada bazı anlarda dairesel bir hareket çizen geyik sürüsü…

İbn Arabî’ye göre varlık durağan değildir hareket hâlindedir, çünkü varlık sevgiden doğar. Doğada dönüş dağılmamanın yoludur, tavaftaysa kalbin dağılmamasının. Tavaf yeri, makamların ve kültürlerin eşitlendiği o büyük halka, bana tam da geyiklerin bir merkez etrafındaki dönüşünü hatırlattı. Burada hepimiz bir geyik sürüsü kadarız. Bu benzetme, sezgisel bir çağrışım gibi belirse de etolojide karşılığı olan bir davranış biçimine dayanıyor. Canlılarla kurduğum o bağ, tavaf dönüşlerinde daha da şiddetlendi. Etologların circular escape pattern dediği -merkezin etrafında güvenli ve içgüdüsel bir dönüşle sürünün hayatta kalma stratejisi- tavafa şaşırtıcı bir şekilde benziyordu.

Geyik dönerken hayatta kalmak için insansa teslim olmak, yaklaşmak, arınmak için dönüyor. Ama ikisinde de ortak bir akıl vardı: merkeze bağlı kalarak dönüşün sürmesi. Bir an için tavafı bir ekosistem davranışı gibi düşündüm her beden, sürünün içindeki diğerine uyumlanıyordu. Bu, canlıların birlikte hareket ettiğinde ortaya çıkan o “kolektif zihin” hâliydi.

Geyiklerin dairesel dönüşü, yön şaşırtarak sürüyü koruyan kadim bir stratejidir hayatta kalmaya hizmet eder. Geyikler hayatta kalmak için dönüyorsa biz de manevî âlemimizin ayakta kalması için dönüyoruz. Tavaf, merkeze sadakatle bağlanarak hem toplulukla uyumlanmanın hem de insanın kendi özünü korumasının çizdiği görünmez bir çember gibidir.

Tavaf halkası, Turner’ın communitas kavramıyla açıkladığı üzere, kalabalığı tek bir organizmaya dönüştürüyordu. Her birey, kendi yalnızlığından sıyrılarak merkezin rehberliğine uyumlanıyordu.

Geyiklerin dairesel kaçışı ve insanın tavaftaki dönüşü… Her ikisinde de hareket çember biçiminde akıyor yalnızlıktan çıkarak kolektif bir bilinçle yol alıyor. Bu dengeyi mümkün kılan içgüdü her neyse, tavafta da aynı şekilde büyük uyumu mümkün kılan merkezle kurulan derin bağdır. Peki bu bağı, bu güven duygusunu kalplere yerleştiren kimdir?

Renk, ses ve hareket arasında kutsalın ekolojisi

Kutsal mekân bazen bir renk, bazen bir ses, bazen bir hareket olarak tezahür eder. Kubâ’nın beyazında, yarasanın ani dönüşünde, hurma ağacının gövdesine tutunan turuncu kedide ve onun peşinden koşan çocukta Gamâme’de kuşları çağıran kadınla kuşların kendi bölgelerinde toplanışında Kâbe’deyse tavafın dairesel deviniminin, geyiklerin circular escape pattern denen kaçış hareketini çağrıştırmasında aynı hissi duydum. Kutsal mekân, etrafındaki canlılarla ve zihinde beliren bu canlı çağrışımlarla birlikte nefes alan bir bütün olarak karşımdaydı.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026