Evrencan Gündüz Biz Ayrılamayız albümünü anlattı

Blues, rock ve Anadolu müziğini modern yorumlarla buluşturan, sahnelerin gülen yüzü Evrencan Gündüz ile yeni albümü “Biz Ayrılamayız”ı ve müziğinin temelindeki o saf duyguları konuştuk.
Nasılsın Evrencan? Hayat nasıl gidiyor, mutlu musun?
Selamlar! Teşekkürler, her şey yolunda. Hayat benim için bir öğrenme süreci; bazen dalgalı, bazen sütliman ama her anı çok kıymetli. Mutluluk bence bir sonuç değil, bir yolculuk hâli. Müziğimle, sevdiklerimle ve doğayla bağ kurabildiğim her an çok mutluyum. Enerjim yerinde, paylaştıkça çoğalıyoruz!
Albümden çıkan ilk single “Acı Verir Zaman” ve ikinci tekli “Biz Ayrılamayız” oldukça duygusal şarkılar. Bu iki eser kişisel hikâyelere mi dayanıyor?
Aslında her şarkı biraz “ben”, biraz da “biz”. Tabii ki kendi yaşadıklarımdan, içsel yolculuğumdan besleniyorum. Zamanın bazen durması, bazen akıp gitmesi hepimizi bir noktada yaralıyor ya da iyileştiriyor. "Biz Ayrılamayız" ise o kopamama hâlinin, aidiyetin bir dışavurumu. Dinleyen herkesin kendi anısıyla o boşlukları doldurmasını seviyorum.

“Biz Ayrılamayız”, albümden yayımladığın ikinci single. Albümün geri kalanı nisan sonunda dinleyicilerle buluşacak…
Bu albümde hem o bildiğiniz kıpır kıpır Evrencan var hem de daha derinlere, daha sakin sulara daldığım anlar... Albümün dört şarkısı yayımlandı; mayıs ayında kalan üç şarkı ile hep beraber baharı karşılayacağız. Kalbinize dokunacak tınılar hazırladım.
Uzun zamandır şarkılarınla hayatımızdasın. Seni müzik yapmaya iten temel motivasyon bugün hâlâ aynı mı?
Temelde evet: Sevgi ve paylaşmak. Müziğe ilk başladığımda hissettiğim o saf heyecan hiç değişmedi. Sadece artık bu heyecana "sorumluluk" da eklendi; insanların kalbine dokunabildiğimi görmek beni daha çok teşvik ediyor. Müzik benim için bir nefes alma biçimi, o nefesi vermezsem yaşayamam gibi hissediyorum.
Şarkı yazarken genelde nereden başlarsın: Söz, melodi, duygu ya da hikâye?
Genelde bir duygu kapıyı çalar önce. O duygu içeride bir yerlere çarpar, sonra mırıldanmaya başlarım ve melodi doğar. Melodi aslında hikâyenin dilidir. Sözler ise o melodinin üzerine giydirdiğim kıyafetler gibi olur. Bazen bir kuşun kanat çırpışındaki ritim, bazen birinin bakışındaki hüzün tetikleyici olabiliyor.

Kendi müziğini tarif etmeni istesem hangi kelimeleri seçerdin?
Samimi, renkli, özgür ve umuda dair.
Dinleyicinin seni “anlaması” mı yoksa “hissetmesi” mi daha önemli?
Kesinlikle hissetmesi! Zihin bazen yanılır, kelimelere takılır ama kalp asla yanılmaz. Müziğin dili evrenseldir; sözlerimi anlamayan biri bile o melodideki neşeyi veya hüznü hissedebiliyorsa ben amacıma ulaşmışım demektir. Anlamak bir süreçtir ama hissetmek bir andır. Ben o “an”arın peşindeyim.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.