Drina taşkını ve Abdullah Sidran’ın “Sel” şiiri

İnsanın Drina gibi ciddi bir nehrin taşmasını evinin penceresinden izlemesi hayatta iki defa başına gelmez. Büyük, hakiki ve yıkıcı bir sel! İnsan hatası yüzünden olmasa, Allah’ın takdiri denilebilirdi! İnsanları kötülüğü ve yolsuzluğu söz konusu olmasa, Allah’ın ikazı denilebilirdi!
Tavana tırmandım ve çıplak gözle selin bana ve yuvama zarar verip vermeyeceğini hesapladım. Olur mu olmaz mı, olur mu olmaz mı? Olmayacak! Demir attığım vadi o kadar genişti ki Drina’nın o kadar yükselmesi mümkün değildi. Hem yüksek hem de geniş, olmaz. Sonra kendi kendime Duşko Trifunoviç’in mısralarını okudum. Şiir boş tavanda yankılandı.
Sel
Set çöktü, vadinin önü açıldı
Dalgayı durduracak bir şey kalmadı
Su bir sürü gibi -hakiki bir sürü
Salkım söğüt allak bullak, bomboş kalan eriklik karardı
Söğüt ağaçları suyla sürükleniyor
Titrek kavaklar, çıplak ve beyaz, aşağı iniyor
Ve havaya kalkan elleriyle gidiyor
Onların ardından bir kara kavak aceleyle ilerliyor
Beli bükük
Çalılar çoktan boğuluyor, meşe ağacı çoktan çatırdıyor
Annem halen yönünü arıyor, ben halen ağlıyorum
Komşular halen küfrediyor, güneş halen üzerimizde parlıyor
Susamurları yüzüyor, tahta parçaları yüzüyor, inekler yüzüyor
Bir çığlık uçuyor, bir kuş dolaşıyor, bir saman balyası yüzüyor
Üzerinde bir leylek, arkalarında bir çatı ve çatıda bir çağrı
İnsan gibi bağırıyor ama turna gibi ötüyor
Ama dalgayı durduracak bir şey yok
Gökyüzü Su Su Sürü
Set çöktü, vadinin önü açıldı
Dalgayı durduracak bir şey kalmadı
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.