Düğün hazırlığında damadın yaşadığı zorlu süreç
12:00, 11/04/2026, Cumartesi

DÜĞÜNE YETİŞMEYEN KINAYA TÜKÜRÜYÜM
Hikâyemi acı çeken tüm damatlara ve erkek taraflarına ithaf ediyorum. Bendeniz kargo şirketinde şefim. Daha evvel dağıtım elemanıydım. Sonra yıllarca debelendik ve terfi aldık. Olduk sana şef. Ailem dedi ki "Artık evlen."
Annem kız aramaya başladı. Kızlara baka baka sonunda içimin ılıdığı birini seçtim. Ve bizim koşturmamız başladı.
Alışveriş kısmını hiç anlatmak istemiyorum. İnsan acı çektiği bir meseleyi detaylı anlatınca sanki o detaylar yaraya dönüşüyor, temelli geçmez izler bırakıyor; ama şu kadarını söylemem lazım. Kız tarafı alışveriş sırasında bizi harmandan kaldıracak kadar zalim oldular. Her şeyi aldık. Üstelik kız tarafının torun, kuzen, enik, cücük ne kadar çocuğu varsa onlara her gün dondurma almak bile var. Dondurma seansları o hâle geldi ki mahallede ne kadar sıpa varsa üç hafta boyunca dondurma aldım. Sonra dondurma yiyen çocuklardan biri zehirli bademcik oldu da dondurma almaktan kurtulduk.
Bu arada söylemem lazım, nişanlımın adı karışık. Nüfustaki adı "Kısmet", göbek adı "Nimet", kullandığı isim Neslişah'ın kısaltması "Nesli". "Ben ne diye sesleneyim sana kuzum?" dedim. "Bana kuzum deme de ne dersen de, ben kuzuyu, koyunu, köy hayatını sevmem" dedi. "Ulan biz çiftlikte mi büyüdük, biz de iyi kötü şehir çocuğuyuz da kuzu kötü bir hitap şekli midir?" diye düşündüm.
Neyse, bakın bu hikâyede ne çok "Neyse" diyorum değil mi? İşte insana "Neyse" demeyi öğretiyorlar. Üzerinde durmamayı, unutmayı belletiyorlar.
Bizim nişanımız, nikâhımız ve düğünümüz bir arada olacaktı; çünkü nişanlımın Almanya'daki teyzesi ancak on gün izin alabilmiş. O izne geldiğinde her işi bitirmeliymişiz. Bunun için salon tutulacak, malum. Biz salon işinde de anlaşamadık. Büyük salona benim gücüm yetmiyor, küçük salonu Nesli sevmiyor. O kadar daraldım ki "Ulan şu salonlara benzin döküp yakayım, sonra da bir çakmak kendime çakayım, onlar da kurtulsun ben de kurtulayım" diyorum.
Salon konusuna kilitlendik. Kilidimizi Almancı teyze açtı. "Büyük salonun gürültüsü çok oluyor. Bir darbuka, bir saz, birazcık tıngırdatması yeter oğlum." Almancı teyze böyle söyleyince nasıl sarıldıysam, kadın "Sıkma oğlum, soluk alamıyorum" deyince kendime geldim, "Senin bastığın yere kurban olurum" demişim.
İkramları kararlaştırdık. Meyve suyu ucuz kaçıyormuş, kola dağıtalım dedik. "Pastayı çok yaptırmayalım, yenmiyor, ziyan oluyor" denildi, ona da tamam. Lakin kına yakılırken oynayacak kızları nasıl temin edeceğiz bu konuda şaşırdık kaldık. Kına gecesi yapan organizasyonlar türemiş. Onlardan biriyle ben anlaşmaya vardım. Lakin müstakbel kayınvalidem "Ben uyduruk kızların yaktığı kınayla kına gecesi yapmam. Benim düğünümde kınamı yakan Hacer Teyze gelecek, o yakacak. Onun dört tane de kızı var. Onlar türkü çığırıp oynayacaklar" diye tutturdu. Mecburen kabul ettik. Hacer teyze kınayı hazır edecek ve kızları da oynamaya ve kına yakmaya gelecekler.
Hazırlıklar tamam. Salon, ikramlar, kuaför, mahallenin sıpaları, minibüs tutup zor taşıdığımız her biri yüz elli kiloluk anamın ahret bacıları tamam. Salona geldik. İş kına yakmaya geldi ama kınacı Hacer Teyze yok. Ara tara yok. Telefona bakmıyor. Herkes daralmış, bana bakıyor. Çaresiz damatlığımla atladım arabaya, Hacer Teyze’yi almaya gittim. Meğer Hacer Teyze’nin o gün karnı ağrımış. Kına hazırlayamamış. Acil de yatıyormuş. Kızları da başında. Dedim ki "Hanımlar, siz bari hazır edin şu kınayı." "Olmaz, biz anamız gibi kına karamayız" dediler. "Peki kınayı bulsam gelir, oynar, kınayı yakar mısınız?" dedim. "Anamız hastayken oynarsak adımız kötüye çıkar" dediler.
Çaresiz geri salona döndüm. Kına hazırlayacak kimse yok, o saatte kına satan yer yok, kınada oynayacak kız yok. Nişanlım Nesli o kadar iştahla ağladı ki acile götürüp sakinleştirici iğne vurdurduk. Kayınbabam geldi, kulağıma fısıl fısıl sövdü. Bir tek Almancı Teyze "Sıkma canını aslanım" dedi.
Ertesi gün Hacer Teyze'nin karın ağrısı geçmiş, "Kına hazır" diye haber göndermiş. Dedim ki "Düğüne yetişmeyen kınaya tükürürüm Hacer Teyze…"
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.