Ev teknolojilerinin artışı toplumsal cinsiyet rollerini neden dönüştürmüyor

Hafta içinin erken sabahları, kahvaltı hazırlamanın en hızlı yolu ‘airfryer’dan geçiyor. En sağlıklısı olduğunu iddia etmiyorum. Ama en kısa sürede, en pratik ve lezzetli sonuçlardan birini veriyor.

Evde iki kedim var ve tüy ciddi bir sorun. Robot süpürge ben evde olsam da olmasam da zamanlayıcısı sayesinde günde en az iki kere tüm evi süpürüyor. Kumun olduğu odayı ise günde üç kez…
Çamaşır makinasını uzaktan çalıştırabilmek, eve geleceğim zamanı planlayarak hareket etmek bir hayli zaman tasarrufu sağlıyor.
Yine kedilerime dönecek olursam, otomatik yem ve su kabının nasıl güzel bir nimet olduğunu anlatamam.
Tabii tüm bu cihazların uygulamalarının telefon ekranımda kapladığı yer hayli fazla. Onları ekranda aynı klasörde bir araya getirip, klasör adına da “ev işi” demişim. Kısa, öz.
Ancak itiraf etmem gereken bir şey var: Tüm bu cihazları eve alma motivasyonu benden çok eşimindi. Hatta tüm bu uygulamaları, zamanlayıcıları da benden çok eşim kullanıyor. Mesela airfryer’ı temizlemenin basit yollarını o geliştiriyor. Evin en uç odasında internet çekmediği için, robot süpürge sıklıkla o bölgede takılıyor ve bu sıkıntıyı yaşamamak adına bir ağ genişletici bile alabiliyor. Maksat işimiz kolaylaşsın… Yalan yok, kolaylaşıyor. Peki hangimizinki?
Son otuz yılda yapılan tüm araştırmalarda teknoloji kullanımında erkeklerin kadınlardan önde olduğu görülüyor. Bu zaten şaşıracağımız bir sonuç da değil. Herhangi birimiz bu konuda hızlıca bir istatistik tahmininde de bile bulunabilir. Çünkü bu aynı zamanda “alet kullanımı” ile de ilgili ilkel tarihi rollerle de alakalı. Peki mesele ev işleriyle ilgili olduğunda, yani ev teknolojisi olduğunda “toplumsal cinsiyet rolleri” acaba nasıl değişiyor? İşte bu hayli ilginç bir soru ve cevabı da hayli ilginç olabilir.
Ben sabah altıda kalkıp kahvaltı hazırlamaya devam edeyim, eşimin kurduğu zamanlayıcı sayesinde robot süpürgemiz de etrafı süpüredursun, biz sizinle birlikte düşünmeye başlayalım: Ev teknolojileri kimin işini hafifletiyor?
Reklam
Meseleyi anlamak için bakış açımızı genişletelim: İlk durağımız, sosyolog D. Mc Kenzie ve J. Wajcman olsun. İkilinin 90’lı yılların başında yaptığı ve “teknolojinin toplumsal şekillenmesi” üzerine olan araştırmalarına göre “icatların onları icat eden mucitlerin kafalarında aniden ortaya çıkan yenilikler olmadığı”nı söyleyebiliriz. Yani o an için teknolojinin geldiği durumun gelecek için de bazı ipuçları taşıdığını öngörebiliriz. En nihayetinde Sanayi Devrimi’yle birlikte, günlük hayatımızın içine sayısız makine girmeye başladı ve bugün aslında makinalar hayatımızı bizimle birlikte paylaşıyor.
Katherine Durack gibi isimler ise yaptıkları çalışmalarda özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra kadın ve erkek arasınındaki iş rollerinin daha da farklılaşmasından bahsediyor. İş yeri ve evi birbirinden ayırırken, kadınların teknoloji kullanımını evle sınırlandırıyor ve bu işlerin “ikincil iş” olarak kabul edilmesi o dönem kadınların doğrudan teknoloji kullanıcı olarak algılanmamasının bir nedeni oluveriyor.
Edinburg Üniversitesinden Wendy Faulkner da farklı düşünmüyor. “The Technolgy Question in Feminism: A View from Feminist” makalesinde Faulkner özetle teknolojinin özü itibarıyla eril olduğunu anlatıyor. Geleneksel olarak kadınsı olarak kabul edilen ev işlerinde ise teknolojinin yeri daha farklı oluyor.

Şimdi mikrofonu Genevieve Bell ve Joseph Kaye’ye vermek istiyorum. Çünkü kendileri 2002 yılında “Mutfak Manifestosu” adını verdikleri makalede, mutfak ve ev teknolojilerinin gelişimindeki etkileri inceliyorlar. Tarihsel süreçte dikkat çektikleri bir unsur var: 1893’de Chicago Dünya Fuarı içinde gerçekleştirilen Colombian Sergisi. Evin de bir teknoloji alanı olduğu ilk kez bu sergiyle görülüyor. 1933 yılında gerçekleşen Chicago’daki Gelişim Yüzyılı Uluslararası Sergisi’nde ve 1967’deki Disneyland Sergisi’nde gelecek yüzyılların ev teknolojileri üzerine de birden çok unsur yer alıyor. Bu biraz da geleceğin, yani bu zamanın da ayak sesleri. Ama ilginç olan şu ki, ev teknolojilerini üretenlerin de genel de erkekler olduğunu görüyoruz.
Reklam
Burada uzmanların lafını balla keselim: Aslında teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin “ev işi” kadının işi olmaktan çıkmıyor. Yani iş kolaylaşsa bile burada rolde bir dönüşüm yaşanmıyor.
2007 yılında yayımladığı “Ev İçi Teknolojiler ve Toplumsal Cinsiyet” isimli makalesinde Şenay Gökbayrak, ev içi teknolojilerin, ev içi görevlerin iş bölümünü değiştirmediğini, bu teknolojilerin daha az ev işi yapma yönünde bir olanak sunduğunu ancak bu olanaktan asıl yararlananın erkekler olduğuna ilişkin bulguların literatürde son dönemdeki çalışmalarda yerini aldığını uzun uzun anlatıyor. Gökbayrak’ın bu konuda kendisinin de baz aldığı bir araştırma var: 1980’lerde ortaya çıkan mikrodalga fırınlar. Bu konuda yapılan araştırmalarda fırınların kadınlar için ciddi kolaylıkları beraberinde getireceği yönündeki beklentilerin aksine, bu fırınların kadınlar tarafından çok az kullanıldığını ortaya koyuyor.
Gökman’ın değindiği yine başka bir araştırma da Bitmann’dan… 2004’de yapılan bir çalışmaya göre ev içi teknolojiler kadınların ev işi için harcadığı zamanı neredeyse hiç etkilemiyor. Hatta bir gariplik veya absürtlükten de bahsetmek mümkün. Çünkü aynı araştırmada altı çizilen husus, ev teknolojileri kadınların ev işlerine harcadıkları zamanı azaltmıyor ama ev işlerinin kalitesini arttırıyor. Daha güzel yemekler yapmak, daha özenli temizlik gibi…
Yazının sadece feminist bir bakış açısıyla oluşturulduğunu söylemek zor, lütfen böyle bir kanıya kapılmayın. Aslında sadece ev teknolojisinin kadına ait olduğu düşünülen işleri ne kadar kolaylaştırdığını sorgulamaya çalıştım. Başta Şenay Gökbayrak’ın olmak üzere okuduğum, gördüğüm, göz attığım istatistikleri de sizin için özetlemiş oldum. Benim çıkardığım sonuç şu: Teknolojiyi geliştirme ve üretme daha ziyade erkek işi olarak görülse de ev içi teknolojiler “kadının işini kolaylaştırmak” için pazarlanıyor, erkekler tarafından yan iş olarak üstlenilse de bu kadının evdeki işini azaltmıyor veya büyük bir rahatlamaya neden olmuyor. Çünkü robot süpürgeyi icat eden, kuran, takvimlendiren, zamanlayıcısını ayarlayan bir erkek olsa bile toz haznesini boşaltan, su takviyesi yapan, paspasını temizleyen kadınlar oluyor. Bana gelince, robot süpürge yerde toz bırakmıyor, evet, doğru. Ama bu nedenle kedilerin yatak olarak kullandığı koltukların tozu daha çok canımı sıkıyor.

Seçilmiş Kaynakça
Şenay Gökbayrak, (2007), “Ev İçi Teknolojiler ve Toplumsal Cinsiyet”, Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, Cilt: 9, Sayı:4. Ayfer Aydıner Boylu, Hanife Ayan, İbrahim Bilgin, (2016), “Toplumsal Cinsiyet ve Ev Teknolojilerinin Kullanıma Etkisi”, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, Cilt:5 Sayı:4.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.