Uzun ilişkilerde sürpriz arayışının ve fedakârlığın önemi
12:00, 02/02/2026, PazartesiG: Güncelleme: 14:56, 02/02/2026, Pazartesi

Dost kimi zaman anlamsız bir kelimedir düşmansa asla!
O ellerine bak. O ellerle annenin elini tuttuğunda bir şeysin, direksiyon tuttuğunda başka bir şey. Birini ne kadar iyi tanırsan tanı, asla bir sonraki cümlesinin ne olacağını bilemezsin. Bu uzun süreli ilişkilerin motorudur. Sürpriz isteriz hep. Yeni olanı ararız. Arkadaşlıklarımız bir nakarata dönüşmüşse şarkı bitiyor demektir.
O ellerine bak. O ellerle sadaka verdiğinde bir şeysin, hırsızlık yaptığında başka bir şey. İstikrar denince yabancı bir el dokunmuş oluyor omuzlarına. Her sabah tekerleği yeniden icat ederek yaşıyorsun. Her sabah yeniden ateşi buluyorsun. Hayatının en büyük hatası; devam etmemek. İradenin çelimsiz hâli seni hem öfkelendiriyor hem de kahrediyor. Bıktırıcı bir “az sonra”, öfkelendirici bir “birazdan” efektisin sen. Neyin doğru olduğuna inanırsan kendini o şeye ziyarete açarsın. Hatta daha da ileri gidip uzun bir ziyaret olursa bu, değişmeye dönüşmeye başlarsın. Yazık ki misafirlikten hoşlanan biri değilsin. Sen doğrulara inanmıyorsun onları kullanıyorsun. Tıpkı kırışık bir gömleği ütülermiş gibi… İnandığın her ne varsa bir ütüden fazlası değil senin için.
O ellerine bak. O ellerle annenin elini tuttuğunda bir şeysin, direksiyon tuttuğunda başka bir şey. Birini ne kadar iyi tanırsan tanı, asla bir sonraki cümlesinin ne olacağını bilemezsin. Bu uzun süreli ilişkilerin motorudur. Sürpriz isteriz hep. Yeni olanı ararız. Arkadaşlıklarımız bir nakarata dönüşmüşse şarkı bitiyor demektir. Kimin hayatında boğucu bir nakarat hâline geldiğini düşünmek bile ürkütüyor seni. Yoksa hayatım dediğin şey itiraflar ve inkârlar arasında gidip gelen bir sarkaç mı? Bilmelisin ki ansiklopedileri ne kadar sıksan da bardağına bir mutluluk iksiri dolduramayacaksın. Her istediğin olmayacak. Kendine hep ilginç geleceksin. Eskiden maden ocaklarına kafeste kanaryalarla inilirmiş. Kanaryaların ölmesi içerde zehirli gaz sızıntısını haber verdiği için… Sen de bütün derinliklere, iyi niyetini bir kafese koyup iniyorsun. Ölmemek için feda ettiğin ilk şey iyi niyetin.
O ellerine bak. O ellerle gökkuşağını göstermeye çalıştığında bir şeysin. Yüzünde yeni beliren kazayaklarını gösterdiğinde başka bir şey. Televizyonun ne kadar yüksek çözünürlükte olursa dünyayı o kadar net göreceğine inanıyorsun. Ve tam da bu yüzden “yaşadığım günler” derken bir çaresizliği, bir aczi dile getiriyorsun. Hayatın bir balıkçı ağında debelenmek olmadığını, felaketleri sigortalayarak güvende hissedemeyeceğini, umudun cesaret gerektirdiğini bilerek başlayabilirsin. Doğru bir iş yaparak başlayamazsın; başlayarak doğru bir iş yapmış olursun. Hikâyen için o kadar çok fedakârlık yaptın ki ona sımsıkı tutunuyorsun. Acaba hangi amaç için fedakârlıklar yaptın? Seni bir başkasına kenetleyen de başkasına karşı acımasızlığını artıran da bir amaçtır. Bir amaç uğruna yapılan her şeydir.
O ellerine bak. O ellerle gözyaşlarını sildiğinde bir şeysin, İnsülin iğnesi vurduğunda başka bir şey. 21. yüzyılda ölümlerin sadece yüzde1’i şiddet kaynaklı. Ölüm oranlarına bakınca Coca Cola bütün terör örgütlerinden daha fazla insan öldürüyor. Bunu bilmek kekre bir tat bırakıyor damaklarında. Modernliğin kendini ateşli silahlarla dayattığı gibi sen de propaganda edilebilir acılarınla dayatıyorsun kendini. Bu dayatış sana duygusal konforlar temin ediyor. Cabanel’in düşmüş meleğini muntazaman taklit ederek sahne sanatlarına yetkinliğini kanıtlıyorsun. Tutunacak hiçbir şey kalmadığı hâlde tutunuyormuş gibi yapmak en afili hünerin senin. Oyuncu olmalıydın sen, iz bırakmalıydın; ama bil ki salih hayat iz bırakmaz. Güç devşirerek anlamı kolayca terk edebilirsin. Hiç düşündün mü? Saklı şeye ulaşma heyecanını körükleyen ne var hayatında? Karakter bozukluğunun her yerde taçlandırıldığını görmek seni kırıyor. İlişkilerini birbirlerine zihinlerini açmadan başlatan kimselerden değilsin sen. Kendi yanlışlarına ulaşmak seni iyi olana kışkırtıyor.
O ellerine bak. O ellerle saçına şekil verdiğinde bir şeysin, Tetiğe bastığında başka bir şey. Hiçbir şeyden vazgeçmemeyi, asla kaybetmemeyi, hiç ayrılmamayı başarı zannediyorsun. Kimsenin derdine deva olmayacağını biliyorsun. Çünkü dert diye bilinen şeylerin dert etmeye değmeyeceğinin farkındasın. Kader, şartlar, mizaç ya da salgı bezleri emrettiği için bir şeyleri yapmak zorunda olmak özgürlüğünü zedeliyor. Bir seyirci, bir müşteriden başkası değilsin sen. Seni seyirci konumuna taşıyan her ne ise o şey masumiyete giden yol üzerinde bulunmuyor. Alışverişler, seyahatler, şık mekânlar… Hiçbiri işine yaramadı. Zaten işine yaramayacağını biliyordun. Yine de umdun. İşe yarar belki diye umdun. Hiçbir şeyin daha fazlası işine yaramadı. O yüzden yıllarca düzenini korudun; yokluktan, panikten... Düzen korumak yalnız kalmayacağın anlamına gelsin istedin hep. Fakat dünyanı yalnızlık denilen bir üretim bandının üzerinde imal edebildin. Mahvolmak için ekip çalışmasına ihtiyacın olmadı. Vicdanı istop etmişlerin yanından sessizce geçtin.
O ellerine bak. O ellerle mezar taşlarına tutunurken bir şeysin, marka bir çanta taşıdığında başka bir şey. Elinde ehveni şerden daha ehven hiçbir şey kalmadı. Kelimelerle ilişkin bir eczacının zehirlerle ilişkisi gibi. Kelimeler senin için sadece seyreltilmiş hâli alınabilecek acı bir zehir. Kelimelerin birleştirmediğine aksine ayırdığına inanacak kadar aklın başında. Ama her şeye saçma etiketini vuracak protez bir tanrı değilsin sen. Kahraman değilsin. Bir ömür boyunca yoksul olmak aile ve toplum karşısında hiç ses çıkarmadan görevini yapmak ve bunu yaparken insanca, haysiyetli ve hatta belki keyifli kalmak: Kahramanlık budur. Bil ki eğer evini trafik ışıklarında çiçek satarak geçindiriyorsan trafiğin muntazam akışı için dua etmezsin. Saçmalık mı arıyorsun? Saçmanın ne olduğunu mu merak ediyorsun? Al sana saçma: “Çalıştı ve zengin oldu.”
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.