İran Reformist Hareketi: 1979 Devriminden bugüne dönüşüm

Muhammed Berdibek
09:00, 09/05/2026, CumartesiG: Güncelleme: 19:30, 23/06/2026, Salı
CategoryNihayet
Nihayet Dergi
İran Reformist Hareketi: 1979 Devriminden bugüne dönüşüm
Devrimin çocukları neden muhalif oldu? İran’da reformist dönüşümün hikâyesi

İran’da bugün ıslahatçılar veya reformistler olarak bilinen siyasal eğilim, dışarıdan bakıldığında sistem içi bir muhalefet gibi görünse de aslında doğrudan 1979 Devrimi’nin içinden doğmuş, hatta bir dönem devrimin en sert ve ideolojik taşıyıcısı olmuş kadroların geçirdiği derin bir dönüşümün ürünüdür. Bu yönüyle reformizm, klasik anlamda bir muhalefetten ziyade devrimin kendi içinden ürettiği bir öz-eleştiri ve yeniden yorumlama sürecidir. Ancak bu dönüşüm tek başına okunamaz reformist hat, İran siyasetinde her zaman pragmatistlerle kurduğu ilişki içinde anlam kazanmış, bu iki hat birlikte bir “alternatif yönetim aklı” üretmiştir.

1979 Devrimi sonrasında ilk on yılda devlet yönetiminde belirleyici olan “İmamın Çizgisi” içindeki radikaller, bu dönüşümün başlangıç noktasını oluşturur. 1980’lerde Mir Hüseyin Musavi gibi isimlerin öncülük ettiği bu radikal kanat ekonomide devletin mutlak kontrolünü, eşitlikçi bölüşümü, keskin Batı karşıtlığını ve devrim ihracını savunuyordu. Bu kadrolar, devrimin ideolojik safiyetini koruma iddiasıyla hareket ediyor ve İran’ı hem içeride hem dışarıda devrimci bir model olarak konumlandırıyordu.

Ancak 1989 sonrasında İran siyasetinde köklü bir kırılma yaşandı. Ali Hamaney ile Ekber Haşimi Rafsancani etrafında şekillenen muhafazakâr-pragmatist ittifak, radikal kadroları sistemin kilit alanlarından tasfiye etti. Yürütme, yasama, yargı, Devrim Muhafızları ve ekonomik gücün önemli bölümünü kontrol eden bonyadlar (İslami vakıflar) üzerinden gerçekleştirilen bu tasfiye, radikallerin siyasal, askerî ve ekonomik güçlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

Bu dışlanma, reformist hareketin doğuşunu hazırlayan en kritik kırılmadır. Çünkü sistemin merkezinden uzaklaştırılan bu kadrolar, yeniden var olabilmenin yolunu devlet içinde değil toplum içinde aramaya başladı. Sivil toplum, basın, üniversiteler ve entelektüel üretim alanları bu yeni stratejinin temel zeminini oluşturdu. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte ideolojik kutuplaşmanın zayıflaması ve Abdülkerim Suruş gibi düşünürlerin İslam, Şiîlik ve demokrasi ilişkisini yeniden yorumlaması, bu dönüşümün zihinsel altyapısını güçlendirdi. Rafsancani’nin 1992’de kurduğu Stratejik Araştırmalar Merkezi de bu süreci kurumsallaştırdı.

Bu noktada Ekber Haşimi Rafsancani’nin muhafazakâr hatla yaşadığı ayrışma, İran siyasetindeki dönüşümün en kritik eşiklerinden biridir. Rafsancani başlangıçta devrimin kurucu elitleriyle birlikte hareket eden, hatta sistemin en güçlü muhafazakâr figürlerinden biri olarak öne çıkarken özellikle savaş sonrası yeniden inşa sürecinde ekonomik kalkınmayı, dışa açılmayı ve sistemin rasyonelleştirilmesini önceleyen bir çizgiye yöneldi. Bu tercih, onu geleneksel muhafazakârların ideolojik katılığıyla karşı karşıya getirdi. Rafsancani’nin özel sektör odaklı ekonomi politikaları, Batıyla sınırlı da olsa normalleşme arayışları ve teknokratik kadrolara alan açması, muhafazakâr blok içinde bir kırılma yarattı. Bu kırılma, zamanla pragmatist hattın bağımsız bir siyasal eğilim olarak ortaya çıkmasını sağladı ve reformistlerle kurulacak ittifakın da önünü açtı.

Pragmatist çizgi, Ekber Haşimi Rafsancani’den başlayıp Hasan Ruhani ile devam eden bir siyasal aklı temsil eder. Bu hat, ideolojik sertliği yumuşatarak sistemi yönetilebilir kılmayı, İran’ı küresel sisteme entegre etmeyi ve ekonomik rasyonaliteyi artırmayı hedefliyordu. Muhammed Cevad Zarif, Ali Laricani, İshak Cihangiri ve Muhammed Rıza Aref gibi isimler bu hattın önemli aktörleriydi. Bu aktörler için mesele rejimi değiştirmek değil onu sürdürülebilir kılacak şekilde yeniden düzenlemekti.

Reformist hatsa bu pragmatik zemini toplumsallaştırmayı planlıyordu. Bu bağlamda, pragmatistlerle kurdukları siyasal ve düşünsel ittifak da dâhil olmak üzere, bu hattın bütün bileşenlerini “reformistler” altında değerlendirildi. Haşim Rafsancani, Mehdi Kerrubi, Behzad Nebevi, Hüseyin Ali Muntazeri ve özellikle Muhammed Hatemi gibi isimlerin öncülüğünde şekillenen bu çizgi, 1990’ların ortasından itibaren “İslami demokrasi” kavramını merkeze alarak siyasal bir programa dönüştü. 1997’de Hatemi’yi iktidara taşıyan 2 Hordad Hareketi, bu dönüşümün hem siyasal hem de toplumsal zirvesi oldu.

Reformistlerin iç politikadaki temel hedefi, İslam Cumhuriyeti’ni yıkmak değil dönüştürmekti. Hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, şeffaflık ve hesap verebilirlik bu yaklaşımın temel ilkeleriydi. Sivil toplumun güçlendirilmesi, ifade özgürlüğünün genişletilmesi, kadınların kamusal alandaki rolünün artırılması ve gençler üzerindeki katı sosyokültürel baskıların hafifletilmesi reformist ajandanın merkezinde yer alıyordu.

Öte yandan, ekonomi alanında reformistler, 1980’lerde savundukları devletçi modeli terk ederek rekabetçi ve küresel entegrasyona açık bir ekonomi anlayışını benimsediler. Özel sektörün güçlendirilmesi, yabancı yatırımların çekilmesi ve yaptırımların diplomasi yoluyla kaldırılması bu yaklaşımın temel unsurlarıydı. Bu yönüyle reformistler, muhafazakârların içe kapanmacı “direniş ekonomisi” modeline karşı alternatif bir vizyon sunuyordu. Ekonomideki en sert eleştirilerden biriyse bonyadlar ve İran Devrim Muhafızları’nın ekonomik alandaki ayrıcalıklı konumuna yönelikti. Reformistlere göre bu yapıların denetim dışı ekonomik gücü hem rekabeti bozuyordu hem de şeffaflığı ortadan kaldırıyordu.

Dış politikadaysa reformist çizgi, gerilim yerine diyalogu önceleyen bir yaklaşımı savunuyordu ve nükleer krizin diplomasi yoluyla çözülmesi ve Batıyla ilişkilerin normalleştirilmesi, reformistlerin ulusal çıkar tanımının merkezinde yer alıyordu. Bu bağlamda KOEP anlaşması gibi süreçler, reformist dış politika anlayışının somut çıktıları olarak değerlendiriliyordu.

Reformistlerin en dikkat çekici tezlerinden biri, diplomasinin “saha”ya üstün olması gerektiğiydi. Onlara göre İran Devrim Muhafızları ve özellikle dış operasyonları yöneten askerî yapıların bölgesel politikaya doğrudan müdahalesi, diplomatik alanı daraltmakta ve İran’ı gereksiz maliyetlerle karşı karşıya bırakmaktaydı. Bu nedenle askerî adımların diplomasiyle uyumlu olması gerektiğini savunuyorlardı.

Ayrıca reformistler, İran’ın Rusya ve Çin’e aşırı bağımlı hâle gelmesine de eleştirel yaklaşıyorlardı. “Doğu’ya yöneliş” politikasının zorunlu bir tercih olabileceğini kabul etmekle birlikte, bu yönelimin İran’ı stratejik açıdan kırılganlaştıracağını ve ulusal çıkarları zedeleyebileceğini vurguluyorlardı.

Bölgesel politikada da reformistler ideolojik önceliklerden ziyade ulusal çıkarı merkeze alıyorlardı. İsrail karşıtlığı konusunda sistemle aynı çizgide durmakla birlikte, Filistin meselesi veya vekalet savaşları uğruna İran halkının ekonomik bedel ödemesine karşı çıkıyorlardı. Bu yaklaşım, reformistlerin ideolojik devrim ihracı anlayışından ne kadar uzaklaştığını açıkça gösteriyordu.

Ancak hem ekonomi hem iç politika hem de dış politikadaki en temel sorun, dönüşümün önündeki kurumsal engellerdi. Reformistlerin (Hatemi dönemi, Ruhani dönemi ve Pezeşkiyan dönemi) en kritik mücadelesi de bu kurumsal vesayet yapılarıyla ilgiliydi. Özellikle Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin seçimlerde adayları veto etme yetkisi, halk iradesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyordu. Bunun yanı sıra Velâyet-i fakih makamının ve rehbere bağlı kurumların mutlak yetkilerinin sınırlandırılması da reformist talepler arasında yer alıyordu. Ancak bu çabalar somut bir sonuç üretmedi ve reformistlerin sistem içi dönüşüm hedefi yapısal sınırlarla karşılaştı. Bu nedenle reformist-hat iktidara gelebildi fakat iktidarı belirleyemedi.

Bu durum daha derin bir yapısal gerçeği açığa çıkardı: İran siyasal sisteminin gerçek anlamda bir dönüşüm geçirmesi neredeyse imkânsızdı. Zamanla bu yapısal tıkanma, reformist hareket içinde yeni bir kırılmayı beraberinde getirdi. Mahsa Emini protestoları sonrasında Mir Hüseyin Musavi’nin mevcut düzenin tamamen değişmesini içeren yeni anayasa çağrısı yapması, reformist hattın bir kısmının artık sistem içi reformdan sistemsel dönüşüm arayışına yöneldiğini gösterdi. Bu gelişme, reformizmin kendi içinde de ayrıştığını ortaya koydu. Bir kesim sistem içi reformu savunmaya devam ederken, diğer bir kesim sistemin reform edilemez olduğunu ileri sürmeye başladı. Böylece reformizm, yalnızca bir “ıslah hareketi” olmaktan çıkarak doğrudan sistemin niteliğine ilişkin bir tartışmaya dönüştü.

Sonuç olarak İran’da reform tartışması, “Nasıl reform edilir?” sorusundan “Reform mümkün mü?” sorusuna evrildi. Mevcut kurumsal ve ideolojik yapı korunduğu sürece reformist hattın salt sınırlı alanlarda etkili olabileceği buna karşılık sistemin çekirdek yapısının değişmeden kalacağı giderek daha açık hâle geldi. Bu da reformizmi bir çözümden çok, sistemin sürekliliğini sağlayan bir denge mekanizmasına dönüştürdü. Bu nedenle İran siyasetinde asıl mesele, reformun mümkün olup olmadığı değil reformizmin sistemin kendini yeniden üretme mekanizması mı yoksa onu aşacak daha büyük bir dönüşümün başlangıcı mı olduğuduydu.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026