Kemal Tahir’in bilinmeyen iki makalesi

Necati Tonga
10:00, 02/03/2026, PazartesiG: Güncelleme: 10:31, 02/03/2026, Pazartesi
CategoryNihayet
Nihayet Dergi
Kemal Tahir’in bilinmeyen iki makalesi
Evrak-ı Perişan Arasında - 61: Kemal Tahir Külliyatına İlaveler

Kaleme aldığı romanlarla, bilhassa tarihî romanlarıyla edebiyatımızda adından sıklıkla söz ettiren Kemal Tahir’in kitaplarına girmemiş iki yazısı bu makalede dikkatlere sunulmaktadır.

Kaleme aldığı tarihî ve sosyal temalı romanlarla adından söz ettiren Kemal Tahir (1910-1973), şüphesiz ki edebiyatımızın en velut kalemlerinden biridir. O, roman ve hikâyelerinin yanı sıra şiir, mektup, makale, röportaj ve tercüme türlerinde kalem oynatmıştır.

1931’de Abdullah Cevdet’in İçtihad mecmuasında yayımladığı şiirleriyle edebiyat âlemine katılan Kemal Tahir’in matbuat hayatına esas itibariyle girişi ise arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı Geçit dergisiyle (1933-1934) gerçekleşir. İlerleyen yıllarda Tan, Son Posta, Yeni İstanbul gazetelerinin edebiyat-sanat sayfalarında boy gösterir.

1931’de Abdullah Cevdet’in İçtihad mecmuasında yayımladığı şiirleriyle edebiyat âlemine katılan Kemal Tahir’in matbuat hayatına esas itibarıyla girişi ise arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı Geçit dergisiyle (1933-1934) gerçekleşir.
1931’de Abdullah Cevdet’in İçtihad mecmuasında yayımladığı şiirleriyle edebiyat âlemine katılan Kemal Tahir’in matbuat hayatına esas itibarıyla girişi ise arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı Geçit dergisiyle (1933-1934) gerçekleşir.

Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik, Karagöz gazetesinde sermuharrir ve Tan gazetesinde yazı müdürü olarak görev yapan Kemal Tahir; “F. M. İkinci, Cemalettin Mahir, İsmail Kemalettin, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı, Bedri Eser, Körduman, Murat Aşkın” müstearlarıyla yüzlerce yazıya imza atmıştır. Yazar, ilerleyen yıllarda Devlet Ana, Kurt Kanunu, Esir Şehrin Mahpusu, Yorgun Savaşçı, Esir Şehrin İnsanları, Yol Ayrımı, Sağırdere gibi onlarca romana imza atarak edebiyat hayatımızdaki yerini perçinlemiştir.

Kaleme aldığı romanlarla, bilhassa tarihî romanlarıyla edebiyatımızda adından sıklıkla söz ettiren Kemal Tahir’in külliyatı zaman içinde çeşitli yayınevleri tarafından neşredilmiştir. Aşağıda Kemal Tahir’in külliyatında yer almayan iki yazısı dikkatlere sunulmaktadır.

Bu yazılardan ilki, “Gençler Yusuf Ziya’ya Cevap Veriyorlar!” başlığını taşımaktadır ve Yolların Sesi mecmuasının 24. sayısında “K. T. Tipi” imzasıyla yayımlanmıştır. Dergide Kemal Tahir’in cevabı ile birlikte A. Sayan’ın da cevabi yazısına yer verilir. İsminden de anlaşıldığı gibi yazının hedefindeki isim, Yusuf Ziya Ortaç’tır. Bilindiği üzere edipler, edebiyat sahasında kendilerine bir varlık alanı açmak için kendilerinden önceki nesilleri yahut devrinin popüler isimlerini tenkit ederler ki Kemal Tahir de zikredilen yazısında bu yolu seçmiştir. O dönemde İçtihat, Yolların Sesi ve Geçit mecmualarında art arda şiirler neşreden Kemal Tahir, yayımladığı Akbaba dergisi etrafında bir edebî muhit oluşturan hecenin kudretli şairi Yusuf Ziya’yı hedef almış ve hayli sert bir üslupla eleştirmiştir.

Yusuf Ziya Ortaç
Yusuf Ziya Ortaç

Kemal Tahir’in dikkatlerden kaçan ikinci yazısı, “Edebiyat” başlığını taşır ve Neriman Hikmet’in çıkardığı Yeni Edebiyat Sanat ve Fikir Gazetesi’nde neşredilmiştir. Kemal Tahir, bu yazıda “edebiyat” hakkındaki fikirlerini ortaya koymuştur. Ona göre “Edebiyat da insanların ihtiyacına cevap verdikçe mükemmel ve kıymetli bir insan mahsulüdür. Edebiyat da her insan eseri gibi muayyen bir ihtiyaca cevap verdiği, insan kitlelerinin dertlerini, sevinçlerini, kavgalarını anlatabildiği derecede kıymetlidir.”

Kemal Tahir yazısında, edebiyatın belirli fikirlerin kavga silahı hâline getirilmesini ister ki bu tavır da onun “toplumcu” bakış açısının ilk nüvelerine işaret eder. Denilebilir ki Kemal Tahir bu yazısıyla, 1930’ların ortalarında edebiyata yüklediği anlamları gözler önüne sermiştir.

Gençler Yusuf Ziya’ya cevap veriyorlar!

Vaktiyle “Yusuf Ziya” adlı bir şair vardı, bir de onun canciğer ahbabı Orhan Seyfi!

Bu “vaktiyle” kelimesi, size sakın dünyasını tamamile değiştirip, öteki dünya sakinlerine baş belası olmak için elini eteğini bizimkinden çekmiş rahmetlilerden bahsediyorum zannını vermesin.

Bu baylar için ölüm yaşarken geldi. Bir taraflarını, kendilerinin bir türlü bırakmak istemedikleri için de çürümüş bir parça gibi taşıdıkları bir taraflarını aldı: Şairliklerini.

Bugün ortada dolaşan böyle bir tarafı çürümüş adamlar pek çoktur diye yukarıya ad ve meslek koydum.

Kemal Tahir’in dikkatlerden kaçan ikinci yazısı, “Edebiyat” başlığını taşır ve Neriman Hikmet’in çıkardığı Yeni Edebiyat Sanat ve Fikir Gazetesi’nde neşredilmiştir.
Kemal Tahir’in dikkatlerden kaçan ikinci yazısı, “Edebiyat” başlığını taşır ve Neriman Hikmet’in çıkardığı Yeni Edebiyat Sanat ve Fikir Gazetesi’nde neşredilmiştir.

İşte bu Yusuf Ziya günlerden bir gün liselerin imtihan hazırlık programında ismini görmeyince kudurdu. Şairlik tarafının çoktan göçüp gittiğinin ve tabii edebî kıymetini de beraber götürdüğünün farkında olmadığından saldırdı, Türk edebiyatına yaptığı ödenmez hizmetlerden bahsederek biraz “insaf” ve çok çok da alaka ve alkış dilendi.

Ben o zaman Yusuf Ziya’ya cevap vermeyi aklımdan geçirmemiştim. Çünkü her can çekişme bir ölüme kafa tutuştur. Bu sıralarda insan olsun hayvan olsun harekâtından mesul olamaz demiştim. Herkes de benim gibi düşündüğü için olacak Bay Yusuf Ziya ezici bir sükûtla karşı karşıya kalmıştı.

Fakat bu sessizliği hazmedemeyen “Yusuf Ziya” veya “Orhan Seyfi” -hangisi olduğunu yazının altında imza olmadığı için dosdoğru bilemiyorum, herhalde ikisinden biri- kendileri unutmak suretiyle yapılan büyük haksızlığın (!) cevabını yine kendileri verdiler.

Vasfi Mahir’in Yolların Sesi’nde çıkan “Yaşayan Ölüler” makalesine hücum etmek suretiyle.

Bu hücum aşağılık bir fıkradan ibaretti. Fakat iki bakımdan faydalı oldu:

İmtihan hazırlık suallerini tertip edenlerin bu isimleri almamakta isabet ettikleri mükemmel seçme muvaffakiyetini.

Orhan Seyfi ile Yusuf Ziya’nın neden yaşayan ölüler arasına girdiklerini anlattı. Yaşayan ölülerin hepsi bu kalitede olmamakla beraber Orhan Seyfi ve Yusuf Ziya’daki edebiyat zevkinin çok berbat bir kelime olan ebedi kelimesiyle çerçevelenip neden hâlâ yaşayamadığını gösterdi.

Bu edebiyat zevkinin nihayet bir “çıkmaz sokak” ile bir “zambak” bahçesinde yeşerebileceğini meydana koydu. Bunlar ortadan kalkınca ne ile dolu olduğu bir iddiaya karşı getirdikleri mizahı (!) fıkradan belli olan edebî zevk saksıları çatladı. Ve bizim nesil bir süpürgede bayları layık oldukları yere tamamen fırlatmak fırsatını süpürgesinin kirlenmesi pahasına da olsa elde etti.

Kemal Tahir, geçit yıllarında bir arkadaşıyla.
Kemal Tahir, geçit yıllarında bir arkadaşıyla.

***

Bu yaşayan ölüler kafilesine mensup iki saygıdeğer baya malum olsun ki benim “neslim” artık Binnaz masalına ne kadar omuz silkiyorsa tabii sebeplerini iyi bildiği için Yanardağ’lar karşısında da o kadar sarsılmıyor.

“Fiske”lere gelince:

“Ben,” diyor, “yumruk yumruğa, boğaz boğaza bir çarpışmada hayat hakkı kazanmış ölümle dört buçuk yıl uğraşarak ‘varım’ demiş bir devrin delikanlısıyım. Fiske’nin lugatımda karşılığı değil kelime halinde lekesi bile yoktur.” Ve ilave ediyor:

“Bir zamanlar ‘Allah’ın hakkını Allah’a, Kayser’in hakkını Kayser’e vermek’ nasıl doğru sayılmışsa bugün de ben asıl edebiyatçının hakkını, gagalarında leş artıkları sallanan Akbaba’lara yağma ettirmeyeceğim.”

Verdikleri teşbihin kerihliği içimi bulandırsa bile!

K. T. Tipi imzasıyla, Yolların Sesi, S.24, 7 Aralık 1934, s.560.

Edebiyat

“Edebiyat yapma!” deriz.

Bu söz “saçmalama” manasınadır.

“Edebiyata hevesli mi dedin, eyvah oğlan gitti gider. Ömrünün sonuna kadar açlığa mahkûmdur.”

Bu söz, mahvolmuş, adam olmasına, karnını doyurmasına imkân kalmamış bir zavallının akıbetine işarettir.

Öyle havaî şeylerle meşgul olacağına ciddî derslerine çalışsana. Şiir falan karın doyurur mu?

Bu da ya evde babamızın yahut mektepte “daha ciddî ilimler hocalarının” çatık kaşlı nasihatleridir.

Bizde edebiyat, hâlâ, insanları açlığa mahkûm eden bir meşgale, bizde edebiyatçı, hâlâ zerre kadar alakası olmayan saçma sapan işlerle meşgul bir yarı meczup sayılıyordu.

Bu sade mizahımızda değil, aile tefekkürümüzde, istikbal projelerimizde, hatta mekteplerin edebiyattan gayri derslerinde senelerden beri böyle kabul edilmiştir.

***

Durup dururken “aklıma öyle esti, içime böyle doğdu” diye gidip Beyoğlu’nda kocaman bir mağaza kiralasam, tezgâhtarlar musahipler tutsam, gazetelere ilanlar versem, çarık ticaretine başlasam. Ve bir sene sonra karşınıza dikilsem ve size:

“Olur iş değil,” desem, “İstanbul’un en işlek caddesinde bir çarık ticarethanesi açtım. Bir ticarethane için lazım olan her şey mevcuttu, halbuki kapıdan içeri giren, malıma talip olan çıkmadı, iflas ettim.”

Bana şöyle cevap vermez misiniz?

“Sen çıldırdın mı azizim? Beyoğlu’nda çarık ticarethanesi işler mi? İflas etmemek için sebep yok.”

“Neden iflas muhakkak oluyor? Öteki mağazalardan bir farkı mı vardı? Camekânı, tezgâhtarı, hatta ilanı mevcut değil miydi?”

“Hepsi mevcuttu ama içine koyduğun mal beş para etmiyordu, modası geçmiş, eskimiş, yerini bulamamış, parazit bir şeydi. Çarık ticareti belki çok kazançlıdır. Fakat yerinde.”

Beyoğlu’nda çarık ticarethanesi açacağına “aklıma böyle esti, içime böyle doğdu” diye Kop dağında ipek dükkânı açsaydın yine iflas ederdin.

Bu seferki ticaret sana yemek kıymeti geçmiş, ama yerini bulamamış olurdu.

Bu da meselenin ikinci cephesi.

***

Edebiyat ne insanları açlığa mahkûm eden bir felaket, ne de Beyoğlu’ndaki büyük mağazada satılan çarıktır.

Edebiyat da insanların ihtiyacına cevap verdikçe mükemmel ve kıymetli bir insan mahsulüdür.

Lakin edebiyatçı, bu mahsulünü cemiyetten bir çekişte “aklıma böyle esti, içime şöyle doğdu” diye sade kendi fantezileriyle doldurursa, vezinler, kafiyeli, hatta başka yerlerde manalı kelimelerden müteşekkil mısraları bir “edebiyat yapmak” ve bir “saçmalamamak” olur.

Şairin zıpır, şiirin saçma sayılması ve ikisinin birden iflas etmeleri sade bundandır.

Tekrar edeyim: Edebiyat da her insan eseri gibi muayyen bir ihtiyaca cevap verdiği, insan kitlelerinin dertlerini, sevinçlerini, kavgalarını anlatabildiği derecede kıymetlidir.

Yani biz, edebiyatı kafamızdaki çarpık çizgilerin çarpık ifadeleri olmaktan çıkarıp muayyen fikirlerin kavga silahı haline getirmedikçe Beyoğlu’nda çarık satmaya kalkan zavallıdan başka bir şey olmayacağız. O zamana kadar bu memlekette edebiyat ve açlık, edip ve divane daima yan yana anılacaktır.

Kemal Tahir imzasıyla, Yeni Edebiyat Sanat ve Fikir Gazetesi, S.2, 16 İkincikânun 1937, s. 2-3.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026