Koca bir millet 1923 sabahında konuşuyor, kaybolan son nesir izleri ne anlatır?

Mehmet Âkif’in “Koca Bir Millet Çalışmış” adlı yazısı, 1923 yılının Mart ayında Millî Ordu dergisinin ilk sayısında yayımlanmıştır. Mehmet Âkif, bu yazısında da Türk askerine ve milletine ümit aşılamayı gaye edinmiştir. Bu bakımdan yazı, Mehmet Âkif’in Millî Mücadele’ye verdiği kuvvetli desteği ortaya koyan bir metindir.
Mehmet Âkif Ersoy, edebiyat tarihimizde en çok okunan, sevilen, tartışılan ve üzerine araştırma yapılan şahsiyetlerden biridir. Safahat şairinin geniş halk kesimleri tarafından sevilip okunmasında şüphe yok ki örnek ahlakıyla şiirlerindeki samimiyet ve gerçekçi hava etkili olmuştur. Denilebilir ki İstiklâl Marşı şairimiz edebiyatımızda yaşadığı gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan ender şahsiyetlerdendir.

Reklam
Zaman içinde İsmail Hakkı Şengüler, Âkif’in külliyatını açıklamalı ve lügatçeli bir şekilde 10 cilt hâlinde basar. 2021 yılı şairin külliyatının neşredilmesinde önemli bir miladı işaret eder ki İstiklâl Marşı’nın kabulünün 100. yılına denk gelen bu yılda Mehmet Âkif’in külliyatı Necmettin Turinay ve Selçuk Karakılıç tarafından TBMM Yayınları arasında özel bir baskıyla ciltler hâlinde neşredilmiştir.

Son olarak Ekmeleddin İhsanoğlu ve Fatma M. Şen’in yayına hazırladığı Âkif’ten Emanetler adlı kitap üzerinde durmak gerekir. Âkif’ten Emanetler’de Mehmet Âkif’in 1936’da Mısır’dan ayrılırken yakın dostu Müderris İhsan Efendi’ye emanet ettiği başta Kur’an Meali olmak üzere bazı evraklar, şiir müsveddeleri ve mektupları gün yüzüne çıkarılmıştır. Eser, Âkif’in Mısır’daki hayatının bilinmeyen yönlerine ışık tutması bakımından önemli bir başucu kaynağı olarak dikkat çekmektedir.
Reklam
Zaman içinde Mehmet Âkif üzerine pek çok sempozyum düzenlenmiş, hazırlanan biyografi türündeki eserlerle şairin kişiliği ve eserleri değerlendirilmiştir. İstiklal Şairimizin kitaplarına girmemiş bazı metinlerinin de zaman zaman çeşitli dergilerde neşredilerek külliyata dahil edildiği görülmektedir. Bu minvalde Mehmet Âkif Ersoy’un kitaplarına girmemiş ve daha önce derlenmemiş bir yazısı aşağıda dikkatlere sunulmaktadır.


“Koca Bir Millet Çalışmış”, Mehmet Âkif’in Garp Cephesi’ne yaptığı ziyarete ait izlenimleri dile getirdiği bir metindir. Bilindiği üzere Sakarya Zaferi’nin ardından TBMM’nin 24 Temmuz 1922 tarihli oturumunda Erzurum Mebusu Salih Efendi’nin teklifi ile ordunun manevi gücünü artırmak ve orduya Meclis’in selamlarını iletmek amacıyla cepheye milletvekillerinden oluşan bir heyetin gönderilmesi kararlaştırılmıştır.1 Bu heyet, Ankara Mebusu Ali Fuat Paşa’nın başkanlığında Karesi Mebusu Abdulgafur Hoca, Kayseri Mebusu Atıf Bey ve Burdur Mebusu Mehmet Âkif’ten oluşmuştur. Ali Fuat Cebesoy, bu gezi ile ilgili şu hatıraları aktarır:
“Cephedeki vazifemiz, dört beş günde nihayet bulmuştu. Kumandan, zabit ve asker arkadaşlarımız arasında geçen bu kısa zamanın sürurunu asla unutamam, kıtalarımızın hareketinde gördüğümüz manzara, canlılık ve muhabere kabiliyeti kahraman arkadaşlarımızın mehabetli bakışları, bizlere zafer günlerinin pek uzak olmadığı hissini vermişti. (…) Hatırladıkça hâlâ titrerim. Merasim nizamında dizilmiş bir fırkamızın kıtalarını teftiş ediyorduk. Hepsi aslanlar gibiydiler. Rahmetli ve aziz arkadaşım Mehmet Âkif kendinden geçmişti. Dudaklarından kendi yazdığı İstiklâl Marşı’nın mısraları dökülüyordu:
Reklam
Beni solumdan takip eden Âkif’e döndüm. Gözlerinde yaşlar tanelenmişti. Bu mehabetli manzara karşısında kendisini tutamıyordu.
Arkadaşım doğru söylüyordu. Ben de çok heyecanlı idim. Gözlerimde tanelenenler sevinç yaşları idi.”2

İşte Mehmet Âkif’in “Koca Bir Millet Çalışmış” adlı yazısı, bu geziye dair müşahedeleri anlatır. Yazının içeriğinden bu gezide, Ali Fuat Paşa önderliğindeki heyetin Sivrihisar’dan başlayarak Akşehir’e kadar bütün taburları ziyaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu ziyaret esnasında Mehmet Âkif, askerlerle görüşmüş, konuşmuş ve ordudaki iman dolu ruhları ve terakkileri bizzat yerinde gözlemlemiştir. Mehmet Âkif, nihayette itminanla dolu bir kalple, kendi tabiri ile “tecdid-i iman eder gibi tecdid-i ümit ederek” sevinç gözyaşları içinde Ankara’ya dönmüştür.
Millî Ordu mecmuasında yayımlanan “Koca Bir Millet Çalışmış”, Âkif’in veciz ve gerçekçi üslubunu yansıtır. Şiirlerinde sıklıkla “ümitvar” bir tutum geliştiren Mehmet Âkif, bu yazısında da Türk askerine ve milletine ümit aşılamayı gaye edinmiştir. Bu bakımdan “Koca Bir Millet Çalışmış”, Mehmet Âkif’in Millî Mücadele’ye verdiği kuvvetli desteği ortaya koyan bir metin olarak anılmalıdır.
Koca Bir Millet Çalışmış
- Ortada sulh imkânı olmadığı gibi henüz taarruz emareleri belirmiş değildi. Kurban Bayramına iki gün vardı. Büyük Millet Meclisi bir karar verdi: Garb Ordusu’na selâmlarını, tebriklerini tebliğ vazifesiyle âzasından dört kişiyi yola çıkardı.
- Ben de bu heyetin arasında idim. Sivrihisar’dan başladık, Akşehir’e kadar bütün fırkaları, kolorduları, orduları dolaştık. Kumandanlarla, erkân-ı harbiye heyetleriyle, ümerâ ile, zabitler ile, küçük zabitlerle, efrad ile görüştük, konuştuk, hasbihaller ettik. Nişan talimlerinde, top tecrübelerinde hazır bulunduk, müteaddid fırkaların resmî geçitlerini gördük. Bu menâzır diyebilirim ki orduların seviyesine yakışmıştı.
- Elli yaşındayım, milletimin yarım asırdan beridir uğradığı bütün felaketleri çektim, bütün o kara günlerin içinde yuvarlandım, durdum. İslâm’ın istikbali hakkındaki ümitlerim zaman zaman, belki sarsılmıştır; lakin hiçbir dehşet, hiçbir kıyamet karşısında yerlere serilmemiştir. Ruhumun harîm imanına yeis giremedi, ayağını basamadı. Zira biliyordum ki tevfik-i ilahiyeden meyus olmak haramdı, hayır haram değil, küfürdü.
- Oh, cepheyi ziyaret sinemdeki gaybî itminanı, şuhudlar yakînler mertebesine çıkardı. Tecdid-i iman eder gibi tecdid-i ümid ettim. Ordunun, hususiyle son bir sene içindeki terakkiyatı muhayyirü’l-ukul! Kahraman mücahitlerin benzinden kan damlıyor. Güneşin altında akşamlara kadar süren talimlerin, idmanların tesiriyle göğdelerde yağdan eser kalmamış, vücutlar adaleli birer heykel kesilmiş, bedenler metîn, ruhlar metîn.
- Evet, tüfekler, toplar nasıl parıl parıl yanıyorsa, nasiyeler de öyle yanıyordu. Ben o yüksek, o pak alınlarda maalzaferi baştan başa okudum.
- Görülüyordu ki kumandanı çalışmış, karargâhı çalışmış, erkân-ı harbi çalışmış, zabiti çalışmış, neferi çalışmış, bütün bir ordu geceli gündüzlü çalışmış ve beş on gün sonra bütün dünyayı dehşet tarrakaları içinde bırakacak. Bu alemdaran-ı İslâm’ın arkasında sessiz sedasız koca bir millet çalışmış.
- Millî Ordu, S. 1, Mart 1339 (Mart 1923), s. 12.
(1) TBMM Zabıt Ceridesi, I. Devre, C. 21, s.437.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.