Mina mezbahaları kurban sistemini değiştirdi
09:00, 06/05/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 20:34, 05/06/2026, Cuma

Mina, eski hayvan pazarı 1980'ler
Hac Araştırmaları Merkezinin kurucu müdürü olarak Dr. Sami Angawi’nin en başarılı projelerinden biri kendi skalasında dünyanın en büyüğü olan Mekke’deki Mina mezbahalarının inşası için gösterdiği azim ve beceriydi. Mekke’de bir mutavvıfın (hacılar için rehber) oğlu olarak dünyaya gelen Dr. Angawi, hac ibadetinin yerine getirilmesini temin etmek için uygun tesislerin sağlanmasının gerekliliğini çok iyi biliyordu. Zira hacı sayısına bağlı olarak, üç gün gibi kısa bir sürede yüz binlerce, hatta milyonlarca hayvanın kesilmesi gerekiyordu. Bu nedenle Dr. Angawi, Suudi hükümeti için Mina’daki mevcut ilkel kurbanlık hayvan kesim koşulları hakkında bir film yapılmasını planlıyordu. Film, kendisi ve meslektaşlarının yedi yıllık araştırmalarına nihai bir çözüm sunmayı ve onları desteklemeyi amaçlıyordu.
Hac Araştırmaları Merkezi Londra’dan Pakistan asıllı İngiliz bir kameraman tuttu, ben de onun asistanıydım. Görsel raporun ilk görüntüleri, hacdan birkaç hafta önce Mina’da belirlenen bir alana kurbanlık deve, inek ve koyunların taşınmasını ve varışlarını gösteriyordu. Develer Suudi Arabistan’dan geliyor ve yedi hacı, bir kurbanlık deveyi veya ineği paylaşabiliyordu. İnekler Afrika’dan geliyordu. Kurbanlıkların çoğunluğu koyun ve keçilerden oluşuyordu ki, o zamanlar Türkiye, Suriye, Yemen, Sudan ve Somali’den getiriliyorlardı. En fazla koyunsa Avustralya’dan ithal ediliyordu. 1981’de hacda kurban kesmek için kasap kiralamak gayet normal bir uygulamaydı. Ancak kurban kesildikten sonra hacı adayı, kesilen kurbanını bırakıp giderdi çünkü Mina’da kesilen hayvan etlerinden istifade edilebilecek tesisler yoktu. Bu bakımdan etler faydalı bir şekilde kullanılamıyor ve kurban içi boşaltılmış bir ritüele dönüşüyordu. Bütün hayvan bedenleri üst üste yığılıp sıcakta telef oluyordu. Sonrasındaysa buldozerler Mina Vadisi’nin dışında büyük çukurlar açıyor ve hayvanlar buralara gömülüyordu. Kimyasal maddelerin kullanılmasına rağmen, oradan çıkan koku nefes kesiciydi ve bu işlem hijyen ve sağlık açısından tehlikeli bir hâl alıyordu… Benzeri sahneler sanki yetkililere zorlu koşulları anlatmak için fevkalade ikna ediciydi. Film ekibi, korkunç bir olaya dahi tanık oldu: Mısırlı bir kasabın bir devenin boynunu kesmeye çalıştığını görüntülediler. Deve, Resulullah’ın (sav) sünnetine göre, sol ön ayağı bağlanmamıştı. 50 cm uzunluğunda bir palayı Mısırlı kasap devenin boynuna çaldı. Yaralı deve dehşete kapıldı ve boynundan kanlar fışkırarak koşmaya başladı! Sahne şok edici olmasına rağmen, ekip görüntüleri tanıtım filmine dâhil etti; hamdolsun.


Dr. Angawi, Abdullah Haşim ve en sağda sıvı nitrojen tankının yanında ben
İş adamı ve Honda bayisi olan Abdullah Haşim’in Hac Araştırmaları Merkezi’ne cömertçe yaptığı bağış sayesinde, optimum helal kesim koşulları ve derin dondurucuda saklanabilen küçük ölçekli bir Mezbaha Modeli inşa edildi. Bu model de filmde yer aldı. Gerçeklerin eksiksiz sunumu ve alternatif çözümler, merhum Suudi Kralı Fahd, İçişleri Bakanı merhum Prens Naif ve Hac Bakanını ikna etti, nihayetinde dünyanın en büyük mezbahası olacak olan Mina’daki mezbahaların inşasına izin verildi. Daha iki yıl önce, İngiliz mühtedilerinin film şirketi olan Londra merkezli NAAS ajansıyla Afrika’daydım. O zamanlar Afrika’daki kampları; savaş ve felaketten kaçan insanlarla dolu olarak görmüştüm. Bu mülteciler, âdeta karınları şişmiş ve yüzlerinde sinekler uçuştuğu yürüyen iskeletlerdi! Şimdilerdeyse, hac esnasında kesilen kurbanlıkların etleri, kullanım programı sayesinde, gezegenimizdeki en çaresiz insanlara ulaşıyor. Dr. Angawi’nin ileri görüşlü vizyonu ve girişimi sayesinde “faydalanmaktan uzak ritüel”in küresel bir destek sistemine ve Suudi Yardım Fonu’na dönüştüğünü söylemek yerinde olur. O tarihlerden itibaren; kurbanlık etler anında doğrudan dağıtılıyor. Bir kısmı ise hava yoluyla, dünya çapında bir lojistik sistemle Asya ve Afrika’daki 27 ülkeye taşınıyor. Ve diğer bir kısmı da daha sonra dağıtılmak üzere, nitrojen gazıyla derin dondurucularda saklanıyor. Mina’daki mezbahalar İslam Kalkınma Bankası (IDB) yönetimi altında faaliyet gösteriyor.

Mina mezbahasının bir bölümü.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.