Halide Edip’in “Zeyno’nun Oğlu” romanına bakış
21:00, 30/04/2026, PerşembeG: Güncelleme: 23:20, 30/04/2026, Perşembe

Zeyno'nun Oğlu romanı
Romanda olup biteni anlatmak olmaz denilmiştir. Neden olmazmış efendim? Çünkü romanı özetlersek okuyan çıkmazmış ve okuyanların ağzının tadı kaçarmış. Böyle endişeleri olanlara haber edeyim kimse oturup iki satır bir şeycik okumuyor.
Halide Edip romanlarında hikâyeyi sürükleyip götürenler hep geleneksel manada güzel olmayan ama zeki, güçlü ve tesir bırakan kadınlar oluyor. Güzelliği hallice olanlara annem rahmetli “güzel değil ama kibar” derdi. “Çirkin kız” lafını hiç duymadım ben annemden. Halide Edip de annem gibi davranıyor. Kimseye çirkin demeye kıyamıyor. Hele kahramanlarını akıllı, fikir üreten kızlardan seçmesi kadının sadece güzelliğiyle anlatılmasına karşı olmasındandır herhalde.
Bu seferki roman Zeyno’nun Oğlu esasen bir devam romanı. Filmler için “Devam Filmi” deniyor da romanlar için de “Devam Romanı” denir mi bilmiyorum. Neyse aklımızı karıştırmayalım. Bu roman Kalp Ağrısı romanının devamıdır.
Romanı okurken ilk halinin tefrika olduğunu unutmadan okumak lazım. Tefrika romanda teknik hatalar olabilir. Hikâye ha bire uzar. Her gün azıcık da olsa bir özet yapar yazar. Yeni okur da hikâyeye dahil olsun diye önceki bölümleri ucundan, kıyısından hatırlatır. Sonra heyecanlı yerinde kesmek için bazen pat diye kesilir hikâye. Gidişatı hikâyenin kendisi değil, gazete yöneticisi belirler. Bazen tefrika işine hiç bulaşmasalardı da kitap halinde bastırsalardı dediğim olur.
Zeyno’nun Oğlu romanında tefrika olmasına rağmen üç tane “Hasan” İki tane “Zeyno” var. Tefrikada bunlar karışmaz mı? Nasıl böyle bir risk aldı acaba Halide Hanım? Yapacak bir şey yok. Romanda Hasanlar ve Zeynolar var.
Romanda asker var. Dikkat isterim Türkçe yazılmış bir romanda asker varsa hele de muvazzaf ve rütbeli ise o zaman anlayacaksın ki bu romanda ulus oluşturmak, cumhuriyeti sırtında taşımak, farklı coğrafyalar ve insanların Cumhuriyet’e intibakını kolaylaştırmak vazifesi gibi unsurlar vardır. Ha bir de askerli romanlarda kahraman taşrayı emir erinden, yanında bulunan diğer asker zevattan öğrenir. Bu romanda da aynısı oluyor. Binbaşı Hasan böylesi vazifeler biçilmiş bir askerdir ama o bu misyona pek aldırış etmez. Sever, sevilir, çocuk sahibi olur ama sahip çıkmaz, etrafında iki Zeyno dolanır durur. Bir Kürt Zeyno biri Türk Zeyno. İki Zeyno da çocuğu sever, anne olmak ister bir tanesi doğurur anne olur bir tanesi hasret kalır bebeğe. Annelik tahsil tanımıyor, aidiyet tanımıyor; Kürt de olsan Türk de olsan gerçek hayatta ya da romanda da olsan annelik arzusu fıtratta var.
Laf açılmışken söylemek lazım. Romanın geçtiği yer doğu toprakları. Hani her romancının biraz da kendinden katarak anlattığı uzak coğrafyalar. Ağa, şeyh, sarı, sıcak hava, sessiz kadınlar, bol kıllı erkekler, yerel kıyafetler, tütün, alkol ve daha nice doğu anlatısı unsurları. İşte Zeynolar, Hasanlar buralarda yaşar. Bir de romanda balo sahneleri var. Bir Türkçe romanda “Balo” varsa bil ki Cumhuriyetin ilk yılları anlatılıyordur. Ben kalabalıkları sevmediğim için balo sahnelerini de atlarım ama balo bir çeşit modernleşme vitrinidir. Modernliği sırtlanmış nice karakter balolarda nefes alır.
Romanda doğuya tayini çıkan Hasan Binbaşının eski sevgilisi Zeyno, bir gecelik macerası Kürt Zeyno, o maceradan olma oğlu Kürt Haso, bu çocuğa zorla baba yapılmış Hasan Çavuş ki sonradan Ramazan olacak adı. İşte bunlar çevresinde Cumhuriyet’in taşrayla karşılaşması ve yine aidiyet halleri, çocuk Haso’nun babasızlığı, bir yere sığamaması anlatılır. Bir de çocuk Haso’nun yanına sığındığı Şeyh Efendi anlatılır. Roman ve Şeyh deyince dişime taş değiyor. Eyvah yine nice klişelere ile anlatılacak Şeyh Efendi diye endişe ediyorum lakin burada pek kötü bir unsur göremedim. Ancak cumhuriyete isyan gibi bir isyan haberi ve havası hep ortalıktadır. İsyan edenlerden biri de esas ismi Hasan olan ve sonradan Ramazan adını alan ve Küçük Haso’ya zulmeden baba Ramazan da vardır. Ve ölür.
Romanda olup biteni anlatmak olmaz denilmiştir. Neden olmazmış efendim? Çünkü romanı özetlersek okuyan çıkmazmış ve okuyanların ağzının tadı kaçarmış. Böyle endişeleri olanlara haber edeyim kimse oturup iki satır bir şeycik okumuyor. En azından biz okuduklarımızı anlatalım da romanın adı bari unutulmasın. Son bir not; romanda aksiyon var. İsyan var. Aşk var. Her şey var lakin başta da dedik ya Hasan ve Zeynep çok. Onları da bir deftere not alarak okursanız maksat hasıl olur.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.